Yorganın üzerindeki telefonum titredi. Kilidi açtığımda Declan'dan mesaj geldiğini gördüm. Genelde karşılıklı konuşurken bile beşten az kelime kullandığı düşünülürse tek kelimelik bir mesaj göndermesi beni şaşırtmadı. Asıl şaşırdığım mesajın içeriğiydi, nihayet ne olduğunu anlayana kadar üç kere okumam gerekti.
Declan: Yuánfen
Görmezden gelmeyi düşündüm ama merakıma yenilip titreyen parmaklarla arama çubuğuna kelimeyi yazdım. Ekranda çıkan sonuca inanmakta güçlük çekiyordum.
Yuánfen: Alnımın yazısı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Zaten bildiğim şeyleri beni sinirlendirmek için mi tekrar ediyorsun?"
"Tabii ki hayır. Sadece riskleri hatırlıyorum. Sırf azgın ve kafası karışık olduğu için ilişkimizle ilgili birçok şeyi tehlikeye atamayız."
Kendisi fark etmese de biz demesi gözümden kaçmamıştı.
"Benim kafam karışık değil. Hatta tam tersi, ne istediğimi çok iyi biliyorum."
"Peki, ne istiyorsun?"
"Seni."
"Olmaz."
Kaşlarımı çattım. "Neden olmasın? Rowan bütçe toplantısı için şehirde olacak, yani bir araya gelmemiz için bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı."
Bakışlarımı görmezden gelerek menüyü inceledi. "Çünkü F1 bizim olayımız."
Bunu söyleme şekli vücudumun titremesine neden oldu. "Sana kalsa her şey bizim olayımız olurdu. Böylece beni başka kimseyle paylaşmak zorunda kalmazdın, mağara adamı."
"Sonunda anlamana sevindim. Epey uzun sürdü."
"Bunun altından iyi bir şey çıkmaz."
Gülerek omzunu ittim. "Kapa çeneni. Beynimi ne kadar sevdiğini ikimiz de biliyoruz."
"Kalbini daha çok seviyorum."
İletişim kurarken homurdanmak ve emir vermek dışında bir şey kullanmayı beceremeyen biri için tek bir cümleyle beni eritmeyi kesinlikle iyi biliyordu.