Aurora

Aurora
@misspurposeless
Kitap okuyorum, bir şeyler yazıyorum, oyun oynuyorum ve şarkı dinliyorum.
Iris telefonundan saate baktı. "Eh, en azından düşündüğüm kadar uzun sürmedi. Eminim işe geri dönmek için can atıyorsundur." Korkutucu olan da buydu. Burada geçirdiğimiz süre boyunca işime bir kez olsun düşünmemiştim çünkü tek endişem, Onunla iyi ilgilenildiğinden emin olmaktı. Hayatımın on dört yılını yalnızca işi düşünerek geçirmiştim ama bu kadın bana sorumluluklarımı tamamen unutturuyordu. Sanki bu beni yeterince korkutmuyormuş gibi, ateline şöyle bir bakmamla kan beynime sıçradı. Sakatlanmasının beni neden her şeyden daha çok kızdırdığını biliyordum. Cal ne zaman Iris'e çok yaklaşsa onu itme isteği duymamın ya da Iris'i birkaç saatten uzun süre görmeyince onu bir an evvel görmek için yanıp tutuşmamın nedeni de buydu. Ona değer veriyorsun. Siktir.
Sayfa 229·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Harika! Teşekkürler, Doktor!" Iris yataktan atladı ama ben kolumu uzatıp onu durdurdum. "İkinci bir görüş almak istiyorum." Bu emrin mantıklı bir açıklaması yoktu. İçten içe, boksör kırığına başına gelebilecek en kötü şey olmadığını biliyordum. Yine de Iris söz konusu olunca aklım başımdan gidiyordu. En azından artık öyleydi. Doktorun kaşları çatıldı. "Küçük bir kırık için mi?" "Siz ona bakmayın. Bazen fazla kontrolcü olabiliyor." Iris aramızda deli olan benmişim gibi bana baktı. "Peki..." dedi doktor. Belki de aklımı yitiriyordum, yoksa neden umursayacaktım ki? Ağlamasından nefret ediyorsun. Onu inciten birini öldürmekmekten çekinmezsin. Hastanelerden iliklerine kadar nefret etsen de onu buraya getirdin.
Sayfa 228·Kitabı okudu
"Iris?" Bu sefer arkamı dönüp cama sırtımı yasladım. "Evet?" "Beni bir daha terk etmeye kalkarsan seni buna pişman ederim." Sesindeki o hafif hırıltı, alt kısımlarında korkunç şeyler olmasına neden oldu. "Bu bir tehdit mi?" "Söz." Yüzü ifadesizdi ama gözleri üstümüzdeki yıldızlarla yarışıyordu. Gözlerimi kırpıştırdım. Bir şekilde kendimi toparlayarak başımla onaylayıp verandadan ayrıldım. Declan'ın sözleri beni odama kadar takip etti ama duş alıp yatağıma girene kadar söylediği şey de bana neyin tuhaf geldiğini anlayamadım. Beni bir daha terk etmeye kalkarsan seni buna pişman ederim. İşten ayrılırsan değil, beni terk edersen. İstifa etmek istedim diye böyle demesi çok garipti ama bence Declan o iki cümleyi aynı anlamda görüyordu. İstifamı, kendisine karşı yapılan bir hakaret olarak algılıyordu. Hatta bir tür ihanet olarak görecek kadar ileri gidebilirdi. Onun kimseye ihtiyacı yok. Cal'in sesi kafamda tekrar tekrar yankılandı. Belki de benden başka kimseye ihtiyacı yoktu.
Sayfa 186·Kitabı okudu
"Özür dilerim." Esen rüzgâr yüzünden sesini zar zor duydum. Gözlerimin neredeyse yuvalarından fırladığını görmemesi için yüzümü diğer tarafa çevirdim. Sessizliğimi onay olarak almış olmalıydı. "Hata yaptım." İşaret dili öğrenmeye başlamam gerekebilirdi çünkü nutkum tutulmuştu. Declan asla özür dilemez, hata yaptığını kesinlikle kabul etmezdi. Aramızda bir şeylerin ters gittiğine dair ilk uyarı bu olmalıydı. "İşi bırakmanı istemiyorum." İtirafı aramızda asılı kaldı. "Neden? Yerime birini bulmak zor olacağı için mi?" "Senin yerini kimse tutamaz."
Sayfa 182·Kitabı okudu
"Kocamla bana iki kadeh şampanya getirin lütfen." Kadının dikkatini çekmek için sol elimi havaya kaldırdığımda yüzüğümün elmasından tavana onlarca renk yansıdı. Kadın tek kaşını kaldırarak bana baktı. "Pardon?" Asıl sana pardon. Dişlerimi gıcırdattım. "Aslında bütün şişeyi getirseniz iyi olur. Kutlama havasındayız." "Evli misiniz?" Bakışları Declan'la benim aramda gidip geldikten sonra Declan'ın yüzüğüne indi. Onun gülümsemesi solunca benimki genişledi. "Karıma ne istiyorsa onu getir." Declan başını tabletinden kaldırmadı.
Sayfa 159·Kitabı okudu