İhtiyaçlarının tutsağı olanlar, yaşamak için çalışma lüksleri bulunmadığından çalışmak için yaşamaya mecbur olanlar özgür mü? Ya umutsuzluğun tutsağı olanlar, işsizler ve asla bir işi olmayacaklar, çalarak ya da mucizelerle yaşamaya mahkum olanlar? Hepimiz, yukarıdakiler, aşağıdakiler ve de ortadakiler, hepimiz korkunun esiri değil miyiz? Gemisini kurtaran kaptana mecbur olan toplumlarda, gözleyenler ve gözlenenler, seçilmişler ve paryalar; hepimiz tutsağız.
Sistem kendi sunduğunu inkar ediyor; düşleri gerçek yapan sihirli objeleri, televizyonun vaat ettiği lüksleri, şehir gecelerinde cenneti haber veren neon ışıklarını, sanal zenginliğin harikalarını: Gerçek zenginliğin sahiplerinin iyi bildikleri gibi bu kadar arzuyu dindirecek ne bir valyum ne de bu ateşi söndürebilecek bir Prozac var.