Çoğumuz evliliğe "aşık olarak" başlarız. Fiziksel özellikleri ve kişilik vasıfları, bizdeki "aşk alarmı" nı başlatmaya yetecek bir elektrik şoku yaratan birisiyle karşılaşırız. Ziller çalar ve biz bu kişiyi tanıma sürecini başlatırız. İlk adım, bütçemize göre, bir hamburgeri veya bir bifteği paylaşmak olabilir. Fakat gerçekte ilgilendiğimiz yiyecek değildir aşkı keşfetmek için iz üzerindeyizdir. "içimde hissettiğim bu ilik, iç gıcıklayıcı duygu o "gerçek" şey olabilir mi?"
Doğamızdaki bir şey, başkaları tarafından sevilmeye son derece ihtiyaç duyar. İzolasyon, insan ruhunu mahveder. Bu yüzden, yalnız başına hapsedilme en zalim ceza olarak düşünülür. İnsanın varlığının kalbinde, samimi olmak ve başkaları tarafından sevilmek arzusu vardır. Evlilik; yakınlık ve sevgi için duyulan bu gereksinimi karşılamak üzere tasarlanmıştır.
Psikologlar, sevildiğini hissetmenin,insanın birinci derecedeki duygusal ihtiyacı olduğu sonucuna vardılar. Sevgi için dağları, denizleri aşar, çölleri yürüyerek geçer ve anlatılamayacak güçlüklere katlanırız. Sevgisiz, dağlar aşılamaz, denizler geçilemez, çöllere dayanılmaz ve zorluklar yenilemez olurlar.