Bir kurtuluş savaşı sırasında kitlelerin harekete geçmesi, her insanın bilincine ortak dava, ulusal kader ve kolektif tarih mefhumlarını sokar. Bunun sonucu olarak, ikinci aşama, yani ulus inşası aşaması da kan ve öfkeyle harmanlanmış bu çimentonun varlığı sayesinde kolaylaşır. Böylece azgelişmiş ülkelerde kullanılan sözcüklerin özgünlüğünü daha iyi kavrarız. Sömürge döneminde, halk, ezilmeye karşı savaşa çağrılır. Ulusal kurtuluştan sonra da yoksulluğa, cahilliğe ve azgelişmişliğe karşı savaşmak zorundadır. Mücadelenin devam ettiği söylenir. Halk, yaşamın sonu olmayan bir mücadele olduğunu kavrar.
Modern hayatın baskı ve adaletsizliklerine direnmeye çalışmanın faydası yoktur; çünkü özgürlük düşlerimiz bile zincirlerimize yeni kilitler takmaktan başka işe yaramaz. Ne var ki bunun tümden yararsız olduğunu bir kez anladık mı, hiç olmazsa rahatlayabiliriz.