Sadece bir kağıt parçasını oy sandığına atmakla kalma, bütün gücünü, bütün etkini kullan. Çoğunluğa uyan bir azınlık güçsüzdür, hatta böyle bir durum da azınlık bile sayılmaz. Ama bütün gücünü ortaya koyduğu an yenilmez olacaktır. Devlet, bütün onurlu insanları cezaevinde tutmak ya da köleliğe son vermek alternatifiyle karşı karşıya kaldığında seçimini yapmakta gecikmeyecektir.
Herhalde hükümetin kabullenemeyeceği tek saldırı, otoritesinin bilinçli ve aktif biçimde reddedilmesidir. Yoksa neden bu tür suçlar için böyle ölçüsüz cezalar öngörsün. Devlete dokuz kuruş kazandırmayı reddeden bir çulsuz, onu içeri atanların keyfi olarak belirleyecekleri bir süre için hapse tıkılır. Aynı adam, devletten doksan kez dokuz kuruş çalsa çok geçmeden serbest bırakılır.
Akıllı bir insan, adaletin gerçekleşmesini ne tesadüfe bırakır ne de çoğunluğun gücüne. Çünkü insan kitlelerinin davranışlarında erdemin etkisi sınırlıdır. Çoğunluk günün birinde köleliğin kaldırılması için oy verirse, bu kölelik artık onları ilgilendirmediği için ya da kölelikten artık onların oylarıyla kaldırılacak fazla bir şey kalmadığı içindir.
Bütün seçimler bir tür oyundur. Satranç ya da tavla gibi çok hafif ahlaki bir esintisi de olan, doğru ve yanlışla, ahlaki sorunlarla ilgili oynanan bir oyun. Tabii bu oyunda bahis de vardır. Ancak seçmen bahse hiçbir şey koymaz.