“Merhaba Arkadaşlar,
Sizlere saygın bir lisedeki edebiyat hocamın etkilendiğim ve desteklediğim bir yazısını sunacağım.
''
Avrupa birliği'ne girmeye çalıştığımız şu günlerde,batı kültürünün ağırlığını her zamankinden daha çok hissediyoruz omuzlarımızda. Tanzimat'tan bu yana biz batıya koşarken, Batı da bizden o ölçüde kaçıyor. Batılı değerleri yücelttiğimiz halde çağdaşlaşamıyor; o ölçüde de kültürümüzden uzaklaşıyoruz.
Batı'dan gelen her şeyi, sırf Batı'dan geldi diye yüceltiyoruz. Bunun en ilginç örneklerinden birini edebiyat dünyasında gördük.J.R.R.Tolkien'in yazdığı Yüzüklerin Efendisi romanı beklenmedik bir biçimde çok büyük bir ilgiyle karşılandı.
Bu yazıda son on beş yıldır çok büyük ilgi gören Yüzüklerin Efendisi'nin Hüsn ü Aşk mesnevisinden etkilendiğini ispatlayacağım.Keşke bu roman Hüsn ü Aşk'tan etkilendiği için bu kadar ilgi görseydi.
Benim dikkatimi çeken bir durum evvelce niçin söylenmedi?Özellikle mukayeseli edebiyatla uğraşan akademisyenlerimiz niçin bu tespiti yapmadılar?Yaptılarsa da ben rastlamadım.Bu sebeple yazım akademik bir çalışmaya kapı aralayacak bir mahiyettedir.
Akademisyenlerin konuya dikkat çekmemesinin sebebi şu olabilir: Yüzüklerin Efendisi ve Hüsn ü Aşk birbirinden çok ayrı
türde eserler gibi görünür. Yüzüklerin Efendisi fantezi türünde yazılmış bir roman, Hüsn ü Aşk alegorik bir mesnevi. Bir eski edebiyatçı için Yüzüklerin Efendisi popülist bir roman;Yüzüklerin Efendisi okuyucusu için Hüsn ü Aşk dilini anlamadığı eski bir eser.
Yüzüklerin Efendisi 1954 yılında İngiltere'de yayımlandığında çok büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Şaşkınlığın sebebi,eserin edebiyatın bir şubesine dahil edilememesiydi. O zamana kadar roman''gerçeği yakalama uğraşı'dır.
Yüzüklerin Efendisi ise tamamen gerçek dışı. Gerçek dışı ise; bir masal mı,efsane