Bugün size benim için mazisi eskilere dayanan ilk okuduğum günden sonra asla unutmadığım, çok sevdiğim Portakal Çiçeği’nin yorumuyla geldim! Beyza’nın kalemiyle tanışmam birkaç sene önceye dayanır. Wattpad’te okuduğum ilk anlarda hikayesine hayran olmuştum. Öyle net hatırlıyorum ki yeni bölümleri atmasını merakla bekler paylaştığında da hızlıca okurdum. Giray’ı seneler geçse de unutamadım. Onu ve gözlerini… Hikayeyi bana unutturmayan en büyük şey onun gözleriydi nedense… Belki de Zühre de yarattığı etkiyi bende de yaratmıştı. Şimdi kitap sayfalarına karışmış bir şekilde kavuşmak benim için çok özel! ♥
Zühre bizim masum minik çiçeğimiz üniversite sınavını gerisinde bırakan ve o anlık dertlerinden kurtulduğunu sanan genç kızımız, tatlı karakterimiz… Çiçekçi dükkânı olan annesinin yanında çalışıp, ona yardımcı olurken annesinin, Zühre’yi Antalya’ya göndermesiyle maceramız başlıyor. Zühre dayısının yanına yerleşip eğlenceli kuzeniyle günlerini geçirmek için hazırlanırken aynı zamanda çocukluğundan beri saf, güzel sevgisiyle büyüttüğü, minik kalbine sığdırdığı kocaman aşkının sahibi Giray’ı da görmüş oluyor. Giray ilk okuyuşummuş gibi bazı bölümlerde kalbimi yaraladı. Zühre kadar üzüldüm, kızdım, gerçekten kızdım neler olacağını bilerek… Okuduğunuz bir kitabı ikinci kere okurken ilk kez okuyormuş gibi tepkiler verip, aynı hisleri hissediyorsunuz burada yazarı tebrik etmeniz gerekir. Seni gerçekten bütün güzel duygularımla tebrik ediyorum Beyza! Çünkü biliyorum ki bir zaman sonra ben tekrar Portakal Çiçeğini okusam yine aynı duyguları hissederim. ♥
Karakterlerimizin yaşları genç ve yaşlarından çok büyük insanlarmış gibi davranmıyorlar. Ben bunu çok sevdim delice saçmalayabiliyor, eğlenebiliyorlar. Zühre de ondan saklanan gerçekleri bilmeden ama yavaş yavaş fark ederek