Mitya'yı ben öldürdüm. Ama anlamaya çok yaklaşmıştı, alışmayı reddetmişti, bu da onu idrak şehidi yapar. Nur içinde yat Mitya. Bir gün elbet buluşacağız.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herif oturduğu yerden Mitya'ya bakarak gülüyordu. Başka bir durumda Mitya belki köpürüp vururdu bu ahmağa, ama şimdi çocuk gibi halsizleşmişti. Usulca peykeye gitti, paltosunu aldı, ses çıkarmadan giydi ve odadan çıktı. Öbür bölmede orman bekçisini bulamadı; orada kimse yoktu. Cebinden bir elli kapiklik çıkarıp yatak, mum, hizmet parası olarak masaya bıraktı. Kulübeden çıkınca etrafında çepeçevre ormanı gördü. Gelişigüzel yürüdü; hatta kulübeden sağa mı, sola mı dönmek gerektiğini bile bilemiyordu, dün gece papazla gelirken yolu fark etmemişti. İçinde kimseye, hatta Samsonov'a karşı bile kin yoktu. Dar orman yolunda düşüncesiz, şaşkın, aklını yitirmiş gibi, nereye gittiğini umursamadan yürüyordu. Ruhça, vücutça öyle halsizleşmişti ki, karşısına bir çocuk çıksa yıkabilirdi onu... Ormandan güçbela çıkabildi. Hasattan sonra çıplanmış tarlalar önünde göz alabildiğine uzanıyordu. Mitya boyuna yürüyor, “Nereye baksan hep keder, hep ölüm!” diye tekrarlıyordu.
Demin belki bir söz verdim, ama şimdi, "Ya gene, birdenbire, Mitya hoşuma giderse?" diye düşünüyorum... Bir kere böyle hoşuma gitmişti de tam bir saat ona gönlümü vermiştim. Belki şimdi ona gidip bugünden tezi yok bende kalmasını isterim. Böyle kararsızım ben işte!