-Çok içtim amca, dedi.
Ukalalık etmedim.
-İçmeli delikanlı, dedim, içince çok içmeli.
-Aşkolsun amca, dedi, sen de bizdenmişsin.
-Zamanında, dedim.
-Çok mu içerdin? dedi.
Alt dudağımı üst dudağıma adamakıllı yapıştırıp sağ elimle de havaya hafiften iki üç tokat salladım...
-Belli, belli amca, dedi. Suratında nur kalmamış.
Kızdım.
-Nurum içimde oğlum, dedim, içim pırıl pırıl. İçim aşkla dolu, dostlukla dolu, hiç olmazsa bu akşamlık. Sen bakma o yüzdeki nura. Yalancıdır, aldatır.
"İlk kez Eskiçağda bakışlar kendine çevrilmiştir. İnsan kendini merak ediyor. Gerçek insan araştırması Doğu uygarlıklarında mitoloji içindedir. Yunanlılar felsefeyi mitoloji içinden çıkardı."
Sonuç olarak bu çalışmaya göre hücrelerimiz vücudumuzda zararlı mikrop olup olmadığının farkında. Hatta sayıca artıp artmadıklarını ve ne zaman saldıracaklarını da biliyor ve enerjisini
stratejik olarak kullanıp bağışıklık sistemini zamanından önce harekete geçirmiyor.