Said OKUR

Said OKUR
@mktb
Müsait değilsem cevabım gecikir.
mü’minlerin anneleri
Hudeybiye’den birkaç ay önce Habeşistan’dan Peygamber’in kuzeni Ubeydullah İbn Cahş’ın ölüm haberi gelmişti. O, İslâm’a girmeden önce Hıristiyan’dı ve Habeşistan’a hicret ettikten kısa bir süre sonra tekrar Hıristiyanlığa dönmüştü. Bu, Müslümanlıkta karar kılan ve Ebû Süfyân’ın kızı olan karısı Ümmü Habîbe’yi çok üzmüştü. Kocasının ölümünden dört ay sonra Peygamber (s.a.v) Necâşî’ye kendi adına Ümmü Habîbe (r.a.) ile arasında nikâh kıymasını rica etti. Peygamber (s.a.v) Ümmü Habîbe (r.a.)’ye direkt olarak fikrini sormamıştı. Fakat Ümmü Habîbe (r.a.) rüyasında kendisine birisinin gelip “mü’minlerin annnesi” diye hitap ettiğini görmüş ve bunun Peygamber (s.a.v)’in eşi olacağına işaret ettiğini tahmin etmişti. Ertesi gün rüyasını doğrulayan Necâşî’nin teklifini aldı. Bunun üzerine en yakın akrabası olan Hâlid İbn Saîd’i vekil olarak seçti. Necâşî de Ca’fer (r.a.)’in de içlerinde bulunduğu bir grup sahabe huzurunda nikâhı kıydı. Daha sonra Necâşî, sarayında düğün yemeği verdi ve bütün Müslümanları davet etti.
Sayfa 358 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Reklam
mü’minlerin anneleri
Esirlerden biri, yenilen kabilenin başkanı Hâris’in kızı Cüveyriye idi. Kendisine yüksek bir fidye ödenmesini isteyen ensârdan birinin eline düşmüştü. Cüveyriye, Peygamber (s.a.v)’e geldi ve kendi adına meseleye el koymasını rica etti. Peygamber (s.a.v) o gün Âişe (r.a.)’nin odasındaydı ve Cüveyriye’ye kapıyı o açmıştı. Âişe neler olduğunu daha sonraları şöyle anlattı: “O çok güzel ve sevimli bir kadındı. Ona bakan hiçbir erkek kalbini ona kaptırmaktan kendini alıkoyamazdı. Onu kapıda görünce büyük bir kuşkuya kapıldım. Çünkü benim onda gördüğümü Rasûlullah’ın da göreceğini biliyordum. Rasûlullah’ın yanına girdi ve ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Ben kabilesinin reisi olan Hâris’in kızı Cüveyriye’yim. Başıma gelenleri biliyorsun. Fidyem konusunda senin yardımını istemeye geldim’ dedi. Peygamber (s.a.v) ‘Bundan daha iyisini ister misin?’ diye sordu. O da, ‘Bundan iyisi nedir?’ diye sordu. O, ‘Senin fidyeni ben ödeyeyim, sen de benimle evlen’ dedi.” Cüveyriye (r.a.) bu teklifi sevinçle kabul etti. (...) Daha sonra Cüveyriye de Müslüman oldu. Peygamber (s.a.v) onu babasından istedi. Babası onu verdi ve ona da bir oda inşa edildi.
Sayfa 335 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
mü’minlerin anneleri
Zeyneb (r.a.) artık genç değildi, hemen hemen kırk yaşına gelmişti. Fakat yine de dikkat çekici güzelliğini koruyordu. Bunun yanı sıra o, zâhid bir kadındı. Uzun gece namazları kılar, nafile oruç tutar ve cömertçe fakirlere dağıtırdı. Dericilikten anladığı için ayakkabı ve çeşitli eşyalar yapar ve bunlardan kazandığı parayı sadaka olarak harcardı. Bu kez onun için bir düğün merasimine gerek yoktu. Çünkü inen vahiy nikâhın akdedildiğini belirtiyordu; “Biz onu seninle evlendirmiş olduk.” (Azhâb: 37). Yapılması gereken şey, sadece gelini damadın evine götürmekti ve bu da geciktirilmeden yapıldı.
Sayfa 299 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
mü’minlerin anneleri
Ebû Seleme (r.a.) ve Ümmü Seleme (r.a.) birbirine çok bağlı bir çiftti. Ümmü Seleme kocasına ikisinden biri öldüğünde evlenmemek üzere anlaşma yapmalarını teklif etti. Fakat Ebû Seleme, eğer kendisi önce ölürse, karısının mutlaka evlenmesi gerektiğini söyledi ve şöyle dua etti: “Allah’ım, Ümmü Seleme’ye benden sonra, benden daha iyi ve ona acı ve elem çektirmeyecek bir koca ver!” Ebû Seleme’nin ölümünden dört ay sonra Peygamber (s.a.v) Ümmü Seleme’ye evlenme teklif etti. Ümmü Seleme kendisinin Peygamber (s.a.v)’e uygun bir eş olmadığını öne sürdü. “Ben yaşlı bir kadınım” dedi, “ve yetimlerin annesiyim. Bunların yanı sıra bir de benim kıskançlık huyum var. Ey Allah’ın Rasûlü, senin birden fazla eşin var” dedi. Peygamber (s.a.v) şöyle cevap verdi: “Yaş konusunu ele alırsak, ben senden yaşlıyım. Kıskançlığa gelince, Allah’a bu huyu senden alması için dua ederim. Çocuklarına ise Allah ve Rasûlü göz kulak olacaktır”. Böylece evlendiler ve Ümmü Seleme, sağlığında Zeyneb’e ait olan odaya yerleşti.
Sayfa 290 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
mü’minlerin anneleri
Bedir Savaşı’nın başında Utbe ile teke tek karşılaşması sonucunda ölen Ubeyde, geride kendisinden çok genç olan bir dul bırakmıştı. Bedevî kabilesi Amir’den Huzeyme’nin kızı olan Zeyneb çok cömert bir kadındı. İslâm’dan önce de “fakirlerin annesi” diye anılırdı. Dul kaldıktan bir yıl sonra hâlâ evlenmemişti. Peygamber (s.a.v) ona evlenme teklif ettiğinde memnuniyetle kabul etti. Mescide bitişik odalara bir oda daha eklendi. Büyük bir ihtimalle bu yeni bağ nedeniyle Zeyneb’in kabilesinin yaşlı lideri Ebû Bera, Peygamber (s.a.v)’i ziyaret etti. İslâm ona teklif edildiğinde yaşlı adam buna karşı olmadığını söyledi.
Sayfa 281 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Reklam