Said OKUR

Said OKUR
@mktb
Müsait değilsem cevabım gecikir.
mü’minlerin anneleri
O sırada Ebû Bekir (r.a.) de Mut’im’i Âişe’den vazgeçmeye kolaylıkla ikna etmişti ve Âişe de Sevde’den birkaç ay sonra Peygamber’in eşi oldu. Nikâh sırasında Âişe yoktu, nikâh akdi Peygamber (s.a.v.)’le babası arasında yapıldı.
Sayfa 152 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
mü’minlerin anneleri
Hatîce (r.a.)’nin vefatından beri Osman İbn Ma’zun’un zevcesi Havle, Peygamber (s.a.v.)’in ev ihtiyaçlarına yardım ediyordu. Bir gün yine Peygamber (s.a.v.)’in evindeyken onun evlenmesi gerektiğini söyledi. Peygamber (s.a.v.) ona kiminle evlenebileceğini sorduğunda ise: “Ya Ebû Bekir’in kızı Âişe, ya da Ze’meh’in kızı Sevde ile” cevabını verdi. Süheyl’in yengesi ve kuzeni olan Sevde otuz yaşlarında bir duldu. İlk kocası, Süheyl’in kardeşi Sekran onu da Habeşistan’a birlikte götürmüştü. Onlar Mekke’ye ilk dönenler arasındaydılar. Dönüşlerinden kısa bir süre sonra Sekran ölmüştü. Peygamber (s.a.v.) Havle’den teklif ettiği iki gelinle de evlilik girişimlerinde bulunmasını istedi. Sevde’nin cevabı: “Hizmetindeyim, ey Allah’ın Rasûlü” oldu. Peygamber (s.a.v.) ona: “Sana evlilikte vekil olacak bir adam seç” diye haber gönderdi. Sevde, Habeşistan’dan dönen kayınbiraderi Hâtib’i seçti ve Hâtib onu evlendirdi.
Sayfa 152 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
mü’minlerin anneleri
Bu sırada Nufeyse, Muhammed (s.a.v.)’e gitti ve niçin evlenmediğini sordu. “Maddî imkânlarım yetersiz” diye cevap verdi. “Fakat eğer sana imkân verilirse; güzellik, zenginlik, soyluluğun varolduğu bir anlaşmaya çağrılırsan ne dersin?” “O kim?” diye sordu. “Hatîce” dedi Nufeyse. “Ben böyle bir evliliği nasıl yapabilirim?” dedi. “Orasını bana bırak!” dedi. Muhammed: “O halde benden tarafı tamam.” dedi. Nufeyse konuştuklarını Hatîce’ye iletti, o da Muhammed’e (s.a.v.) gelmesi için haber gönderdi. Geldiğinde ona şunları söyledi: “Ey amcamoğlu! Seni akrabam olduğun için ve o veya bu gruba bağlanmadan orta yolda yer aldığın için seviyorum; seni güvenilirliğin, doğru sözlü ve güzel huylu olduğun için seviyorum” Daha sonra ona evlenme teklif etti. Birlikte Muhammed’in (s.a.v.) amcalarıyla Hatîce’nin de babası öldüğü için Esedoğulları’ndan amcası Amr ile konuşması gerektiğine karar verdiler. Hâşimîler bu törende kendilerini temsil etmesi için genç olmasına rağmen Hamza’yı seçtiler. Bunun nedeni aralarında Esed kabilesine en yakın olanın Hamza oluşuydu. Çünkü Hamza’nın öz kardeşi Safiye, kısa bir süre önce Hatîce’nin kardeşi Avvam ile evlenmişti. Hamza yeğeni ile birlikte Amr’a gitti ve Hatîce’yi istedi, aralarında Muhammed’in mehir olarak Hatîce’ye yirmi dişi deve vermesi kararına vardılar.
Sayfa 53 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Siret-i Nebi
Ömer (r.a.) bir gün Peygamber (s.a.v)’in evine geldi ve yaklaştığında Peygamber’in (s.a.v) huzurunda bağırılmayacak kadar yüksek sesle bağıran kadın sesleri duydu. Bunun yanı sıra kadınlar bir de Kureyş’liydi, yani muhâcirlerdendi. Bu da Ömer’in, onların Mekkeli kadınlara nazaran daha serbest ve kendine güvenen Medîneli kadınlardan kötü şeyler öğrendikleri konusundaki görüşünü doğruluyordu. Hepsinin de bildiği gibi Peygamber (s.a.v), bir ricayı geri çevirmekten nefret ederdi. Bu nedenle Peygamber (s.a.v)’den savaşta kendisine beşte bir olarak düşen çeşitli giysileri kendilerine vermesini istiyorlardı. Odanın bir köşesini örten bir perde vardı. Ömer (r.a.)’in içeri girme izni isteyen sesi duyulur duyulmaz, ses tamamen kesildi ve kadınlar o kadar hızla perdenin arkasına saklandılar ki Ömer içeri girdiğinde Peygamber (s.a.v) gülüyordu. Ömer (r.a.), “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah tüm hayatını gülme ile doldursun” dedi. Peygamber (s.a.v), “Biraz önce benimle birlikte olan kadınlar, senin sesini duyunca nasıl da şaşılacak derecede hızla perdenin arkasına gizlendiler” dedi. “Bu benim değil, senin hakkın; benden değil senden korkup saygı duymalılar” dedi, Ömer. Daha sonra kadınlara hitap ederek: “Ey kendilerine düşman olanlar! Benden korkuyorsunuz da, Allah’ın Rasûlü’nden korkmuyor musunuz?” dedi. “Evet öyle” dediler, “Çünkü sen Rasûlullah (s.a.v)’tan daha sert ve haşinsin.” Peygamber (s.a.v), “Bu doğru ey Hattâb’ın oğlu” dedi ve sonra şunları ekledi: “Nefsimi kudret elinde tutana yemin olsun ki, eğer Şeytan senin belirli bir yoldan gittiğini fark etse, mutlaka o yoldan başka bir yol seçer.”
Sayfa 381 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Siret-i Nebi
Medîne’ye varır varmaz Üsâme (r.a.), doğruca Peygamber (s.a.v)’e gitti. Onu sevinçle kucakladıktan sonra Peygamber (s.a.v), “Bana seferi anlat” dedi. Bunun üzerine Üsâme, yola çıkışlarından başlayıp o adamı öldürdüğü zamana kadar tüm olanları anlattı. Tam o olayı anlattığı sırada Peygamber (s.a.v), “Ey Üsâme! O Lâ ilâhe illallah dediği halde öldürdün mü?” diye sordu. Üsâme, “Ey Allah’ın Rasûlü! O sadece öldürülmekten kurtulmak için böyle söyledi” diye cevap verdi. “Sen de” dedi Peygamber (s.a.v) “Onun yalan mı, doğru mu söylediğini anlamak için kalbini açtın!” Üsâme: “Lailaheillallah diyen bir kimseyi daha öldürmeyeceğim” dedi. Daha sonraları: “O gün İslâm’a girmiş olmayı isterdim” derdi.
Sayfa 380 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din