Said OKUR

Said OKUR
@mktb
Müsait değilsem cevabım gecikir.
Siret-i Nebi
Bu kişisel sorunlar bazen Selmân’ınki gibi tamamen maddî, bazen de Temîm kabilesinden Hanzele’ninki gibi manevî oluyordu. Hanzele ilk önce durumunu Ebû Bekir’e açmış; fakat Ebû Bekir bu soruna daha yetkili birinin, yani Peygamber (s.a.v)’in çözüm getirebileceğini hissetmişti. Adamın yüzü acıyla doluydu. Peygamber (s.a.v) sorunun ne olduğunu sorduğunda “Ey Allah’ın Rasûlü, Hanzele ikiyüzlü bir adam” dedi. Peygamber (s.a.v) bununla neyi kasdettiğini sorduğunda şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz senin yanında iken sen bize Cennet ve Cehennemi anlatıyorsun. Biz de onları görür gibi oluyoruz. Fakat senden ayrıldığımız zaman hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız bizi kendilerine çekiyor ve biz senin söylediklerini unutuyoruz”. Peygamber (s.a.v)’in cevabı bu ideallere ulaşmak için gösterilen çabanın, günlük hayatın normal akışını durdurmaksızın sürmesi gerektiğini vurguluyordu: “Nefsimi kudret elinde tutana andolsun ki,” dedi, “Eğer siz sürekli benim yanımda iken veya Allah’ı hatırladığınız zaman içinde bulunduğunuz hal üzere olsaydınız, şüphesiz melekler sizinle musâfaha ederler ve sizi evlerinizde ziyaret ederlerdi.”
Sayfa 298 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Siret-i Nebi
Daha sonra Benî Nevfel ve beraberindekiler Hubeyb’i biraz ileriye götürdüler. Hubeyb kendisini kazığa bağlayacaklarını anlayınca, onlardan namaz kılmak için izin istedi; daha sonra iki rek’at namaz kıldı. Onun öldürülmeden önce namaz kılma geleneğini kuran ilk kişi olduğu söylenir. Daha sonra onu kazığa bağladılar ve “İslâm’dan dönersen seni serbest bırakacağız” dediler. O şu cevabı verdi: “İslâm’dan döndüğümde yeryüzündeki her şeyi elde edeceğimi bilsem, yine de İslâm’dan dönmem.” “Kendin evinde olup, Muhammed (s.a.v)’in senin yerinde olmasını istemez miydin?” dediler. “Kendim evde oturmak için Muhammed (s.a.v)’in ayağına bir diken parçası bile batmasını istemem” diye cevap verdi. “Dön ey Hubeyb!” dediler, “çünkü dininden dönmezsen seni öldüreceğiz.” “Allah için ölmem hiç de önemli değil” dedi. (...) “Allah’ım, burada benim selamımı senin Rasûlü’ne götürecek kimse yok, o halde selamımı ona Sen ulaştır” dedi. O sırada Peygamber (s.a.v), Medîne’de Zeyd ve diğer arkadaşlarıyla birlikte oturuyordu. Bir an Peygamber (s.a.v) vahiy aldığı zamanlarda girdiği hale girdi. Onun “Ve aleyhisselam ve rahmetullah (Allah’ın selamı ve rahmeti onun üzerine olsun)” dediğini duydular. Peygamber (s.a.v) daha sonra “Cebrâîl bana Hubeyb’in selamını getirdi” dedi.
Sayfa 280 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
mü’minlerin anneleri
Allah’ın verdiği dörtten fazla hanımla evlenme izni sadece ona mahsustu, toplumun geri kalanı bu izne dahil değildi. Bunun yanı sıra onun eşlerine “mü’minlerin anneleri” adı verilmiş ve onlara öyle yüksek bir statü verilmişti ki, Peygamber (s.a.v)’den sonra onların başkalarıyla evlenmesi yasaklanmıştı. Mü’minlerden biri onlara bir şey sormak istediği zaman bir perde arkasından sormalıydı. Âyette şu da belirtiliyordu: “Ey iman edenler! Peygamberin evlerine yemek için izin verilmeden ve vaktine de bakmaksızın girmeyin; ancak çağırılırsanız artık girin; yemeği yediğinizde de dağılıverin. Söz ve sohbet için de (evlerine) girmeyin. Gerçekte bu, Peygamber’e eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak(kı açıklamak)tan utanmaz” (Ahzâb: 40).
Sayfa 300 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Siret-i Nebi
Bir ses -belki de İbn Kamia- “Muhammed öldürüldü!” diye bağırdı. Bu ses tüm düşmanı kapladı ve hepsi Hubel ve Uzzâ’yı övüp yücelten sözler söylediler. Uhud bu sözlerle çınlıyordu; kaçıp dağa sığınan Müslümanlar pişman olmuş ve üzülmüşlerdi. Cesaretini kaybeden daha birçok Müslüman da elinden geldiğince hızla dağa doğru kaçıyordu. Fakat istisnalar da vardı. Bunlardan biri de, Peygamber (s.a.v)’in hizmetçisi Enes’in dayısı -bu isim ona dayısından sonra verilmişti- Nadr’ın oğlu Enes’ti. Peygamber (s.a.v)’in, Bedir’de bir okla öldürülen oğlunun Firdevs cennetinde olduğunu haber verdiği kadın Enes’in kızkardeşi, yani Nadr’ın kızı idi. Enes, yaşama arzusunu yitirmiş ve kendilerinde ne savaşa devam etme ne de kaçma isteği kalmamış iki arkadaşını gördü. “Niye burada oturuyorsunuz?” diye bağırdı. Onlar: “Allah’ın Rasûlü öldürülmüş” dediler. “Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? Kalkın ve onun gibi ölün” dedi. Ve savaşın en yoğun olduğu yere doğru ilerledi. Daha sonra Sa’d İbn Muâz, onun kendisine şöyle bağırdığını Peygamber (s.a.v)’e söyledi: “Cennet! Uhud’un öbür tarafından Cennet kokusu alıyorum.” “Ey Allah’ın Rasûlü” dedi Sa’d, “Ben onun savaştığı gibi savaşamazdım.” Savaştan sonra Enes (r.a.)’i seksenden fazla yara almış bir halde buldular. Yaralardan tanınmayacak hale gelmişti. Onu kız kardeşi ancak parmaklarından tanıyabildi.
Sayfa 258 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din
Siret-i Nebi
Useyd mızrağını aldı, onların yanına gitti ve takınabildiği en sert ifade ile: “İkinizi buraya, zayıfları kandırmaya getiren sebep ne? Eğer hayatta kalmak istiyorsanız buradan gidin” dedi. Mus’ab ona baktı ve çok yumuşak bir tonda: “Neden oturup, benim söylediklerimi dinlemiyorsun? Dinledikten sonra, hoşuna giderse kabul eder, gitmezse kabul etmezsin” dedi. Peygamber (s.a.v.)’in elçisinin görünüşünden ve davranışından hoşlanan Useyd: “Doğru bir söz” dedi ve mızrağını yere dayayarak onların yanına oturdu. Mus’ab ona İslâm’ı anlattı ve Kur’ân okudu; Useyd’in yüzündeki ifade değişti. Onun yüzündeki aydınlık ve yumuşamadan etrafındakiler onun Müslüman olduğunu anladılar. Mus’ab (r.a.) bitirdiğinde: “Bu sözler ne kadar güzel ve harika!” dedi. “Bu dine girmek isteyince ne yapılır?” diye sordu.
Sayfa 156 - İz Yayıncılık, İstanbul 1994, 3. Baskı
Din