O halde, vahyin şu veya bu dille inmesinin, o dilin kutsallığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Ancak bütün insanlığa hitap eden bir menin anlaşılmasını, bütün insanlığın Arapça öğrenmesi şartına bağlı kılmak akla ters düşmek olur.
Kur'an okumak için abdestli olmak, baş örtmek, şöyle veya böyle oturmak gibi uydurma şartlar getirenler farkında olarak veya olmayarak Allah'ın kitabıyla insanların birlikteliğini ve ilgisini engellemişlerdir. Kur'an okumayı bu yapay merasimlere bağlayanlar, Kur'an'ın hayat sahnesinden uzaklaştırılmasına yol açtıklarının farkında değillerdir.
Mesela umreye gitmek yerine, yetim yuvalarına gidip oradaki çocukların ihtiyaçlarını görmek, onları sevindirmek daha sevaptır. Umreye gideceğine parayı fakir, çalışkan bir öğrenciye burs vermek, parasızlıktan evlenemeyen gençlerin evlenmelerine yardımcı olmak gibi sosyal hizmetlere yatırmak tercih edilmelidir. Namaz, oruç, hac gibi ibadetler gaye değil, insanın eğitimi için vasıtalardır.
Durmadan kutsal üreten anlayışlar bu üretkenliklerini gecelere de sıçratmış ve Berat, Regâip, Mirac, Vilâdet gibi kutsal geceler icat etmiş ve bunların merasimlerle anılmasını din emri gibi kitleye benimsetmiştir. Kutsallığından bahsedilen tek gece olan Kadir Gecesi'nin bile özel bir merasimle kutlanması söz konusu olamaz. Zaten o gecenin vakti belli değildir.