Öylesine biri

Öylesine biri
@mlay
Minel, Büge'nin mezarına üç günde bir gidiyordu ve hiçbirinde Gürkan'la karşılaşmadı; yurtdışında olma ihtimali de inandırıcı gelmiyordu çünkü Gürkan tanıyordu, o Büge'yi yalnız bırakmazdı. Zihni Büge'yi de unutmasın diye savaş verirken Gürkan'ı yavaş yavaş unutmaya başlamıştı.
Alıntı
Reklam
Ve Prometheus biliyordu, Minel artık aklının son parçalarıyla bir tek Korel için yaşıyordu.
Alıntı
Minel artık çoğu zaman kendini bile hatırlamıyordu; tek hatırladığı Korel'di ve bu bir denekken gerçekleşmemişti, kendi zihni gerçekleştirmişti. Bir mucize gibi. Babasının kaçtığını düşünüyordu, halbuki babası intihar etmişti; bunu bilmiyordu, hiç bilmeyecekti. Haber kanalları günlerce Doğuş Karaer'in kendisini eski yetiştirme yurdunun kapısında başından vurmasını tartışmıştı ama Minel'in bütün bunlardan haberi yoktu. Çekip gittiğine inanıyordu, Doğuş Karaer'i öldüren ise Minel'in ona son kurduğu, " Keşke gerçekten ölseydin, " cümlesi ve Prometheus'un oyununun başlangıcının kendisi olmasıydı.
Alıntı
Hayır, yağmur en çok Korel'in dostu değildi, Minel onun dostuydu; ikisi de yalnız değildi. Olamazdı.
Alıntı
Saçlarını kesiyordu çünkü kendinden bir parça bırakmak istiyordu.
Alıntı
Reklam