Affet beni, demek ki başaramadım...
Affet Juliet,
Seni sahnenin arkasına alamadım.
Alamadım ki görüyor gözlerin bu satırları,
Alamadım ki okuyor dudakların eşsiz kelimelerimi.
Zaman makinesi misali,
Sen bunları okurken kader durdurdu belki de benim kalbimi.
Shakespeare' i severim bilirsin.
Ama bir sözünü daha çok severim.
Der ki;
"Kanma sözlerine; kılıkları başka, kendileri bambaşkadır."
Sonuna geldiğinde, bunu hissedersin Juliet.
Babam bana bir şey öğretmedi deme,
Sana yegâne öğreti budur.
Sonuna geldiğini hissediyor musun?
Sonuna geldiğini hissedene kadar savaş.
Ben dağıttım seni ve toparlayamadan gitmişim belli ki,
O zaman kalk ayağa,
Çadırı yak, insanları geçve adamı indir attan.
At senin mesajın, at senin anahtarın.
O at benim sana tek mirasım.
Anahtarın orada, karşında.
Bir başkasının parmak izinde saklı...
İsimler önemsiz,
Gelip ağladığın taşlar sandığın taşlar değil,
Gözünün gördüğü insan,
gördüğünü sandığın insan değil.
Ben benim desem, ben ben miyim?
Söylesene, ben kimim?
İnsan mı tuzağı kovalar,
tuzak mı insanı?
Yürür mü herkes tehlikeye,
tehlike mi yürür herkese?
Gecenin karanlığına mı koşar insan,
gece mi koşar insana doğru?
İnsan kendi ayaklarıyla mı girer hapsine,
hapis mi onun etrafına kurulur?
Çırpındıkça daha da mı hapsolur insan,
yoksa hapsoldukça mı çırpınır?
Ender Zorlu' dan Onur (Zorlu) Boysan' a·Kitabı okudu