Oldukça güzel bir kitaptı. Okuduğumuz kitapları özgürce yargılama, karşılaştırma, yazarların para kazanımı, eğitimleri ve kitap eleştirmenleri gibi pek çok konuya değiniyordu.
Kitapta özellikle ilgimi çeken bazı yerler şunlardı:
“Yani, klavuzumuz damak zevkimiz olunca kitapları gruplandırmamızı sağlayan nitelikleri aramak adına belirli bir kitabın ötesine geçeriz; onlara isimler veririz ve böylelikle algılarımıza düzen getiren bir kurala şekil vermiş oluruz.”
“Pratik anlamda mükemmelliğin hemen alt noktasını hedeflemekle tatmin olmalıyız ve bazı durumlarda ondan çok daha uzaktaki bir yeri hedeflemekle.”
Kitap sayesinde edindiğim bir bilgi:
George Eliot (asıl adı Mary Ann Evans) bir dönem erkek sanılmıştı.
Mary Ann Evans, 19. yüzyılda kadın yazarların ciddiye alınmaması ve eserlerinin çoğunlukla “kadınlara özgü hafif edebiyat” olarak küçümsenmesi nedeniyle eserlerini erkek takma adı olan George Eliot ile yayımlamayı seçti. Bu sayede yazılarının, özellikle de derin psikolojik çözümlemeleri ve toplumsal eleştirileri barındıran romanlarının daha ciddi algılanmasını sağladı.
Dolayısıyla ilk kitapları yayımlandığında insanlar gerçekten yazarın bir erkek olduğunu düşündü. Kimliğinin bir kadın olduğu ancak sonradan ortaya çıktı ve büyük bir şaşkınlık yarattı.