Ve şu oyuna da gelmemek lazım.
“Efendim, ben ibadetlerimden zevk alamıyorum.”
Vaktiyle ben de gelmiştim bu oyuna. Bir büyük zata demiştim ki:
“Efendim, ibadetlerimden zevk alamıyorum. Bir feyiz, bir coşkunluk olmuyor bende. İsteksizlik, bıkkınlık, sıkıntı, meşakkat var ibadetlerimde. Ne yapmalıyım?”
O zat bana demişti ki:
“Evladım, ibadette zevk aradığın için zevk alamıyorsun. Sen zevk arıyorsun. İbadetler sen zevk alasın diye değildir; Allah emrettiği içindir.”
İhlas eksik. Zevkli olmuş, sıkıntılı olmuş; geç bunları. Allah emretti diye ibadet yapılır, zevk almak için yapılmaz.
İkincisi, namaz kılınan yere mihrap denir, malum. Camide imamın durduğu, içi oyuk yerin adı mihraptır. Mihrap kelimesinin manası “harp yeri” demektir.
Peki biz namazda kimle harp ediyoruz?
O zat bana demişti ki:
“Bak evladım, kimlerle harp ediyorsun: gençlik, gaflet, dünya, yüzyıl… Bütün bunlar boynuna takılmış bir halat gibi seni geri geri çekerken, sen onları yerinden oynatıp ‘Allahu Ekber’ deyip başını yere koyuyorsun. Kolay mıdır? Tabii ki zor olacak.”
Ve bilemezsin: Sana göre çok zevkli, çok feyizli, coşkun olan bir ibadet, Allah indinde makbul olmayabilir. Yine sana göre çok sıkıntılı, vesveseli, meşakkatli, “bir an önce bitsin” dediğin bir ibadet ise Allah indinde çok makbul olabilir. Sen bunu bilemezsin.
Sen ibadeti zevk için değil, Allah emrettiği için yapacaksın.