Bu evrende, üstteki gök parlaktır, altta yağız yer karanlıktır. Güneş tanrısı parlaktır, Ay tanrısı karanlıktır. Ateş parlaktır, su karanlıktır. Er parlaktır, dişi karanlıktır. Bu yerli-göklü, dişili-erkekli ilkeler kavuşursa, bütün canlı ve cansız iki türlü varlık doğar belirir... Güneş ve Ay karışıp kavuşarak yol almaktadır. Bundan ötürü yazlı-kışlı dört mevsim olur. Dört mevsim içindeki her mevsim yine ikişer zamana ayrılıp sekiz yeni gün doğar...
Kuantum dünyası diye bir şey yok. Sadece soyut bir kuantum fiziksel tarifi var. Fiziğin görevi doğanın nasıl olduğunu keşfetmektir düşüncesi yanlış. Fizik doğa hakkında neler söyleyebileceğimizle ilgilidir.
Buddha'nın öte dünya ve ölüm konusunda bu kadar ketum olmasının sebebi insanları öldükten sonra değil de bu dünyada huzura erdirecek bir öğretiyi vaaz ediyor olmasıydı.
Tanrıların kralları onun ülkesini dharmaya göre yönetmesinden çok mutludurlar, bu kralı korurlar. Yıldızlar, ay ve güneş düzenli hareket ederler, rüzgar zamanında eser, tanrılar yağmuru zamanında yağdırır. Tanrılar hem kendi diyarlarına hem de kralın diyarına bol bol yiyecek verirler ve tanrılar diyarı ölümsüzlerin çocuklarıyla dolar. O yüzden bir kral çok sevdiği yaşamından vazgeçmeli fakat yeryüzüne mutluluk saçan dharma mücevherinden (budist öğreti) asla vazgeçmemelidir. Erdemli ve dharmaya bağlı olan insanları korumalıdır. Uygun olanı yapar ve kötülük yapanları engellerse ülkede yiyecek bol olur, kral görkemli olur, kutlu olur ve halkını güzellikle korur...
-Aydım Krallar Hakkında, Altın Işık Sutras-