“Biliyor musunuz,” diye ekledi, “Bay Butler’a acıyorum. Doğru dürüst harcayamayacağı otuz bin dolar için hayatını boşa harcamış. Niye mi, çünkü artık otuz bin dolar nakit verse bile çocukken on sente alabileceği şeyleri alamaz, mesela şeker, fıstık veya tiyatroda en üst balkondan bir bilet.”
İhtiyacı olan şey kuvvetti ve Martin bunu ona cömertçe veriyordu. Martin’le aynı odada bulunmak veya onu kapıda karşılamak, hayattan kuvvet almak gibiydi.
Martin’in eve sarhoş geldiği konusunda uzlaşmışlardı. Halbuki güzelliği içlerinde hisseden insanlar olsalardı, o parlayan gözlerin ve hararetlenmiş yüzün, gencin aşkla ilk tanışmasının belirtisi olduğunu anlayabilirlerdi.