Merhabalar
Bugün sizlere severek okuduğum iki kitaplık serisinin final kitabı olan Bıçak Sırtı Hezeyan ile geldim. Bir günde bitti desem yeridir. Ben zaten İskender'i, Dila'yı ve Ali ile Şahnaz'ı çok sevdim.
"Dila adın dilimde yara, yürekte bir kurşun. Sen ve ben hengamesinde ben, ölüm soğuklunda, senin göğsünde huzurla uyuyandım..."
Ankara'nın karanlık soğuk gecelerinde bir gazino da yaşandı herşey.
Bu şehirde bir kadının hayatta kalması, bir hükümdarın tahtta kalmasından daha zordur.
Sahne ışıklarının aldında güzelliğiyle ve sesiyle parlayan Dila için daha zordu Ankara. İlk kitabın sonunda vurulan Dila yaşam mücadelesi verirken İskender taş üstünde taş bırakmamaya kararlıydı. ilk kitaba göre sevdasına daha sahip çıkan gözü kara bir aşıktı.
Ah birde Ali var güçlü, gururlu, kimsesiz ama mert delikanlı Ali'mmm ilk sevdasına yenildi kahroldu ama şimdi zoraki nişanı sevdasına dönüşen Ali.
Ben Şahnaz ile Ali'yi okumayıda çok sevdim.
İskender'in hayatıyla ilgili öğrendiklerim resmen boğazımda düğümlendi.
İlk kitaptaki kararsız halleri şimdi yerine oturdu. Ama işte herşeyi fırsata çeviren sözde eski dost takıntılı Serhan Dila'yı zayıf yerinden vurup kandırdı. Apar topar evlendiler. İskender yıkıldı ama hiç bir şey yapamadı.
Serhan pisliği ah ahhh herşey ortaya çıktı nasıl bir insan olduğu öğrenildi.
Fakat Dila onca hatayı ihaneti yaptıktan sonra bir gece ansızın kapısını çalan kadın tarafından öğrendi.
Ali'nin Şahnaz için yaptığı fedakarlık ah ahhh bu çocuğu nasıl sevmeyim nasıl. Hapise giren Ali ayları devirmişti onu kurtarmak kızının suçunu üzerine almak için babası kendisini feda edip Ali'yi kurtardı. Ama işte ondan sonra ne kitabı elimizden bırakabiliyoruz nede bir saniye yerimizden kalkıyoruz.
Dila'nın tekrar İskender'e gelmesi kaçmaları. Sonrasında olanlar