Dümdüz makarna bu. Beğenmedim, kötü olmuş. Senin gibi çirkin olmuş bu."
"Beğenseydin şaşkınlıktan bayılırdım Koza. Bartu, sence nasıl?"
"Mmm, güzel kardeşim Helin, biricik kardeşim Helin, benim küçük kardeşim Helin... Bu ne lezzetli bir makarna böyle. Harika. Muhteşem. Bayıldım.", Koza, Helin ve Bartu
"Tepinmek," dedi Kumkurdu. "
Ah, ne harika bir şeydir! En az portakal suyu kadar faydalı, bir o kadar da lezzetli."
"Tepinmenin de lezzeti mi olurmuş?" dedi Zackarina.
"Elbette olur," dedi Kumkurdu. "Bedeninle tadarsın.
Mmm, hem de iliklerine kadar!"
Kalbinize dokunmaya başladığınızda ya da kalbinize dokunulmasına izin verdiğinizde onun dipsiz olduğunu, herhangi bir kararın olmadığını, yüreğinizin devasa, engin ve sınırsız olduğunu keşfetmeye başlarsınız. Orada ne kadar sıcaklık ve nezaket, ne kadar yer olduğunu keşfetmeye başlarsınız.
"Her zamanki gibi şiddetlisin, görüyorum." Bileğimi çektim. "Eğer denemek istersen, katil de."
"Çok acımasızsın, prenses." Her şeyi baştan çıkarıcı kılan o aksanıyla konuşuyordu. Bu pisliğin böyle güzel bir aksanı olmamalıydı.
"Bana öyle deme. Artık şımarık küçük bir prenses değilim."
"Mmm. Elit grubun içinde yerini aldığını görüyorum, seninle gurur duyuyorum."
Kapıdan dışarı doğru eğilerek "Bir deneme yapmaya ne dersin?" diye sordu. Hoş geldin niyetine beni kendine çekerek sarıldı, en sevdiğim önlüğüne, ikişerli kırmızı kiraz desenleri işlenen eprimiş pamuklu önlüğe beni sıkı sıkıya bastırdı.
Malzemeleri mutfak tezgâhına çıkarmıştı bile: bir paket un, bir paket şeker, fayanstaki oluklara yuvalanmış iki kahverengi yumurta, kenarlarından yumuşamaya başlayan sarı bir tereyağı kütlesi, sığ bir cam kapta limon kabuğu. Malzemelere sırayla baktım. Bu hafta dokuzuncu doğum günüm vardı ve okulda hiç hoşlanmadığım el yazısı dersiyle, oyun sahasında sayı yapıp yapmamanın ağız kavgasıyla geçen uzun bir günün ardından güneş ışığının dolduğu mutfak ve annemin sevecen bakışları beni açık kollarla karşılıyordu. Esmer şeker kristallerinin olduğu mumlu kese kâğıdına bir parmak daldırıp, Evet, mmm, evet, diye mırıldandım.