GERİYE DÖNÜP BAKTIĞINDA seni incitmiş insanların bir kısmını nasıl bu kadar çok sevdiğini, neden bu kadar değer verdiğini anlayamazsın. Ve hatta "beni kandırdı, manipüle etti" diye düşunebilirsin. Ama üzerine biraz daha düşününce, bu insanların sana büyük hasarlar vermeden önce, bu hasarlarının minik versiyonlarını daha tanışmanızın en başından itibaren yaptıklarını fark edersin. Bunu düşünmek rahatsız edicidir çünkü bu sefer "fark ettim ama razı oldum" gibi bir suçluluk hissi gelir; bunu düşünmektense insanlar kötü, acımasız ve yalancı diye düşünmek daha iç rahatlatıcıdır.
Aslında suçluluk hissetmene gerek yok, birçok insan benzer tuzağa düşüyor. Çünkü sevilme ihtiyacımız, yalnızlık korkularımız, yaralarımız hayattan kahramanlar beklememize sebep oluyor. "Birisi gelecek ve yaralarımı saracak, yüzyıllık yalnızlığımı bitirecek, şefkatiyle dünyamı güzelleştirecek" diye düşünürüz. Kahraman beklentimiz, karşımıza çıkan insanların gerçekliklerinin önünden gider. İnsan kendini kandırmakta usta bir varlıktır, her zaman kendini kandırabileceği yalanlar söyler. Aptal değilsin, sadece karşındaki insanın gerçekten iyi, şefkatli ve sevgi dolu olduğuna inanmak istedin. Sadece biraz fazla istedin. Ama o insan ilk başta birazcık öyleymiş gibi davransa da herkesin kişiliğinin gerçekleri aradaki çatlaklardan ara ara sızar. Sen de fark ettin sızan kokuları ama o kadar çok inanmak istiyordun ki o işaretleri görmezden gelmene yardımcı olacak yalanlar söyledin kendine....
Varsın dünya dışarda dönmeye, gürültü patırtı etmeye devam etsin ,benim güneşimin nerede battığı,renklerimin nerede gizli olduğu artık sadece benim malumum...