Şimdi sen çok yorgunsun. Her gün daha az şaşıracak daha az sarsılacak kadar.Bütün eski defterleri kapatacak ama yeni bir sayfa daha açamayacak kadar.Bir ömür boyu can taşır gibi saklanmış sayfaları bulup çıkaramayacak, emanet cümlelere sığacak kadar.Anlatmaktan değil susmaktan. Yaşamaktan değil yaşamamaktan. O kadar yorgunsun...
"İnsan, kalbinin kıyısına umutlar dizerken içinin ne kadar ağırlaştığını fark etmez bazen. Her "belki" bir yük olur omuzlara. Her "keşke" bir sızı bırakır ruhun en sessiz köşesine. Bekler... Sevilmeyi, anlaşılmayı, hatırlanmayı bekler. Ve ne zaman ki beklediği gelmez, işte o zaman acı başlar.
Çünkü acıların çoğu yaşananlardan değil, yaşanması umulan ama hiç gelmeyenlerden doğar. Fazla beklenti, kırılgan bir kalbin en keskin düşüdür.
Belki de huzur, beklentiyi azaltmakta; sevgiyi, karşılık beklemeden sunmakta gizlidir. "
(Alıntı)
Kendini değersiz hissettiğin zamanların üzülme süresi vardır.
O süre bittiğinde kendine saygı duyman gerektiğini öğrenirsin, mantığın konuşur.
Kendine saygı duydukça, hak etmediğine inandığın, değersiz hissettiğin yerden kalkıp gitmeyi öğrenirsin.
Yürümeyi öğrenmek böyle bir şey...!
Alıntı