"Günler kısaldı" dedi minibüs şoförü. Kendisiyle konuşur gibiydi daha çok. Sayıklar gibi. Havanın kararmasından ziyade ömrümüzün beyhudeliğinden, gittikçe yaklaşan bir ölümden söz ediyordu sanki. Her şeyin neden bu kadar anlamsız göründüğü-nü, hüznümüzün neden bir türlü geçmek bilmediğini, insanlarla aramızdaki görünmez duvarların her geçen gün neden daha da kalınlaştığını anlatıyordu farkında olmadan. Adımlarımızı, soluklarımızı, konuşmamızı ağırlaştıran, bize boyun eğdiren kaderi tarif ediyordu. Acı veren kimsesizliğimizi...
Aşk bizi en beklenmedik yerlerde ve en hazırlıksız ânımızda kıskıvrak yakalar. Ve bir kez çağırdığında boyun eğip, peşinden gitmekten başka şansımız yoktur.