Şermin Yaşar, bu kitabında okuru büyük olayların değil, küçük ama iz bırakan hayatların içine davet ediyor. Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu, adından da anlaşılacağı gibi; hayatımızdan geçen insanları, yarım kalan hikâyeleri ve geride bıraktıkları duyguları incelikle toplayan bir anlatı dünyası kuruyor.
Yazarın en güçlü taraflarından biri, gündelik hayatı abartıya kaçmadan ama sıradanlığa da düşmeden aktarabilmesi. Hikâyelerde çoğu zaman kendinizden bir parça bulmanız mümkün; bir komşu, bir akraba, eski bir aşk ya da çocukluk anısı… Yaşar’ın dili oldukça akıcı ve samimi. Okurken sanki karşınızda size bir şeyler anlatan yakın bir dost varmış hissi uyandırıyor.
Beyinlerimiz ne yazık ki mutluluk anlarından çok acı dolu olayları yeniden canlandırmakta iyidir. Bu da kesinlikle diğer her şey gibi evrim kaynaklıdır. Belki de yırtıcı bir hayvanla karşılaşıp hayatta kalan Homo erectus'un gelecekte bundan kaçınmak için bu deneyimden ders almasına yardımcı olmuştur.
Kitap, “yakın geçmişin en yıkıcı dönemlerinden birini büyüme eşiğindeki bir çocuğun gözünden” aktarırken, bir şehrin yıkımının bir ailenin savruluşuna ve bireysel arayışlara nasıl zemin hazırladığını da gösterir.