Bu kitapla beraber Isaac Asimov'un 7 kitaplık Vakıf serisini bitirmiş bulunuyorum. Asimov'un 40 senelik bir süre içerisinde yazdığı bu eser olumlu ve olumsuz yönleriyle bir arada düşünüldüğünde okuması keyifli, ilgi çekici düşünceler ve öngörüler içeren iyi bir bilimkurgu serisi olarak kabul edilebilir, zaten bir bilimkurgu başyapıtı kabul ediliyor.
Asimov insan türüne, insan bilimine ve robot teknolojisine inanıyor, yayılmacılığı insan kaderinin kaçınılmaz bir parçası olarak görüyor, savaş ve yıkıcılığın kaçınılmazlığına rağmen diyaloğu daha ön plâna çıkarıyor ve 80li yıllardan sonra yazdığı eserlerde daha ekolojik, daha holistik yaklaşımlar sergiliyor. Robotlarla ilgili yaklaşımında dahi insanı ve insani yönleri öne çıkaran yaklaşımıyla Asimov için iyiler ve kötülerin, siyahlar ve beyazların çok belirgin, çok net şeyler olduğunu anlıyoruz, iyiliğin ve ilerlemenin ne olduğunu çok net bilen ve bu konuda kararlı birisinden söz ediyoruz: Robotlar üç robot yasası gereğince ve sonradan dahil olan sıfırıncı yasa gereğince sadece insanın menfaatine çalışır ve amacı insan uygarlığını ötelere ve daha iyiye taşımaktır. Asimov'un insanlar arasına karışmış ve önceden ve sonradan yazdığı eserleriyle daha karmaşık evreninin karakterleri olan robotları hep iyiye, güzele, güzelliğe dönük duruyor ve kötülüğe bulaşmamış yapılarıyla insanı gülümsetiyorlar. Asimov'un Ben, Robot adlı kitabında hatalar yapan, üç robot yasasının birbirine çelişir durumlare geldiği noktalarda ne yapacağını şaşıran sempatik robotlarını da düşündüğümüzde Battlestar Galactica'da tek tanrı inancıyla insan türünü yok etmek için savaşan ve kimlik meseleleri sebebiyle insan kadar ilginç özellikler taşıyan Cylonları düşünmeden edemiyoruz.
Asimov'un insanları da aslında robot gibi: yazarın kaleminin bir türlü