Mustafa Mutlu

Mustafa Mutlu
Parmak uçlarına basa basa çekilip gidiyordu gece. Sanki yorgunluk çıkarmıştı, kanaatkardı, bu kadarı yeterdi ona. Uzak, hafif sesler duyuluyordu. Bir göçmen kuş, rüya görüyordu belki, belki bitkiler büyüyordu. KÖR BAYKUŞ
İkdam 1928
... heykeltıraş Fromier'in bir ayı yavrusu avcısıyla iri bir ayı annesinin kanlı kucaklaşmasını temsil eden tuncu önünde durdum.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Caddelerinde, kimsenin hayretini uyandırmaksızın, kendi memleketlerinde imiş gibi, rahat rahat, salına salına dolaşan, sarı papuçlu ve bornozlu Afrikalılar...
Orduda iken ben ve arkadaşlarım, her sabah, başlayan gün için en karanlık ihtimallerden örülmüş korkunç bir program tasavvur ederdik ve her akşam kendimizi yaralanmamış, ölmemiş, hala yaşıyor ve hala teneffüs ediyor görmekle, ucuza mal olan bir saadetin bütün zevklerini tadardık.
Halbuki, bilakis açık hava, yorgun asabımın gergin ipleri üzerinde tüneyen kuşları kaçırdı...
Ben, onun aksine, meyveleri, sırf hastalık verdikleri için severim. Bu satırları hafif bir meyve rahatsızlığının tatlı nekahati sonunda yazıyorum. İki üç fazla armut ve şeftali yeme yüzünden kanımı tutuşturan kırk derecelik bir hararet sayesinde görülmemiş bir âlemde efsanevi bir seyahat yapmış gibi, asabım şimdi şayan-ı hayret birtakım hatıraların intibaatıyla doludur.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Reklam