Parmak uçlarına basa basa çekilip gidiyordu gece. Sanki yorgunluk çıkarmıştı, kanaatkardı, bu kadarı yeterdi ona. Uzak, hafif sesler duyuluyordu. Bir göçmen kuş, rüya görüyordu belki, belki bitkiler büyüyordu.
KÖR BAYKUŞ
Babası bu son zamanlarda onu avcılığa alıştırmaya çalışıyor idiyse de Salime ısrarla kaçıyor, tüfenk patlayacak diye kulaklarını tıkıyor ve av kuşlarına, av ördeklerine bakıp bakıp acıyordu.
Ayastafanos kırdı. Orada toprağa yakın yaşanıyordu. Bahçenin bir köşesinde bir tahta kanape vardı. Orada oturunca insanın kalbi sahrai bir zevk duyuyordu.
İhtiyar Çerkesin evvela tükenmez bir husumeti ve kini vardı, yalıda Canip Beyin içini sıkacak her ne lakırdı varsa ertesi gün çarşaflanıp Ayastafanosa gider ve derhal evvela lakırdıyı en müessir bir şekilde Canip Beyin karşısında söyler, sanki ondan intikam alırdı.