Maddenin mahpus olduğu kaba bir dört köşe içinde,bir takım eşya ve hâdiseleri düzenleyip Allah'a var diyenlerle, yine bir takım eşya ve hâdiseleri düzenleyip Allah'a yok diyenlere nisbet,
ruhumda beşeri kanunların tezgâhı o türlü devrildi ki,bu devrilişin altından yalnız mutlak hakikat doğrulabilirdi.
Her şeyi o türlü kaybettim ki,Allah'ı kazandım..
...Eşya ve hâdiselerin peçesini kaldırın ve içyüzlerini gösterin!..
Ve belki de tımarhanedeki deliler kursaklarındaki sırrı artık ağızlarından kaçıracak kadar ruhları zayıfladığı içindir ki,böyle demir parmaklı kümeslere kapatılmışlardı.
Garibiz;her yerde,her şeyin içinde ve herkesin ortasında garibiz..Vatanımız burası sanmayın!..Ve bu gurbet Allah hasretinden başka hiçbir şey değil..Her şeye ve herkese uzaklığın da aks-i davası o,Allah..Yakın olan o, ama biz farkında değiliz..
Allah'ın (Esfelü'safilin-sefillerin en sefili) diye andığı şu yeryüzünde,bu gurbetlerin, ayrılıkların, uzaklıkların, eksikliklerin, kesikliklerin, kırıklıkların vatanında, ruhumuzu çatlatasıya geren bir kasvet seziyoruz ki, başka alemîn, yerin, iklimin ihtarcısıdır..