Şöyle bir hesap yaptım kendi kendime. 60 yaşındayım şu an. Günde 8 saat uyuyarak ömrümün 20 yılını uykuda, ortalama 8 saat çalışarak bir 20 yılımı da işte geçirmişim. Yeme, içme, gezme, yol, trafik, televizyon, internet, eğlence derken kalan 20 yılı da tüketmişim. Bir an durup şunu sordum kendime:
"Ben gerçekten yaşadım mı?" ya da "Böyle bir hayat yaşamak için mi var oldum?"
Ya da neden bu soruyu tüketilmiş bir ömrün sonunda sordum kendime? Hakikaten kısa bir masal gibiymiş insan hayatı. Bir varmış bir yokmuş.
Kendilerini savunmaları konusunda bilinçsizler. Çünkü yeterince eğitilmemişler. Bilgileri noksan, hayat görüşleri dar. Onlar, yaşamlarını sadece kendi örf adet ve çevrelerinin görüşüyle kısıtlamışlar.
Başka yaşam biçimlerine cesaret etmezler. Bunlar şiddet olgusunu kabullenmiş.
Eşlerinden veya ailenin diğer erkek bireylerinden dayak yiyen kadın sayısı nedir?
Duygusal ve ekonomik şiddete maruz kalmış kaç kadın vardır?
Sayfa 226 - Hayat Ağacı Yayınları, 3.Baskı 2008, İstanbul
Kadınlar erkeklere finansal olarak bağlı oldukları ve sosyal değerlerini de sadece bir eş ya da anne rolüne dayandırdıkları sürece şiddetten kurtulamayacaklardır.
Neredeyse bütün ülkelerde liderlik pozisyonunda olan kadın azdır ve belli ihtiyaçları da kamu politikası olarak çok az ele alınmıştır.
Sonuç olarak kadınlar kendi sağlıkları ve cinsellikleri konusundaki temel kararları alacak güçten yoksun olmaktadırlar'
Sayfa 203 - Hayat Ağacı Yayınları, 3.Baskı 2008, İstanbul
Pek çok gelişmekte olan ülkede kadınlar, erkeklerin eşlerini güç kullanarak disipline etmeye hakları olduğu konusunda birleşmektedir. Örneğin Mısır'da kırsal kesimde kadınların en az %80'i kadına karşı dayağın bazı durumlar çerçevesinde mazur görüldüğünü söylemektedir.
Kültürün kendisi erkeğe, kadının davranışları üzerinde önemli bir kontrol hakkı verirse, istismarcı erkekler genellikle normların ötesine geçerler.
Sayfa 184 - Hayat Ağacı Yayınları, 3.Baskı 2008, İstanbul