Karabiber ve tuz ektiği suda oluşan desenlerle saatlerce oynayan, küçük sarı plastik tornavidasıyla eşyaları sökmeye, parçalara ayırmaya çalışan o küçük meraklı kız gitmişti. Acemiliğimi, başlangıç ruhumu, bilinmeyene duyduğum heyecanı, deneme ve öğrenme azmini kaybetmiş; belirsizliğe tahammül edemeyen, plansız adım atamayan birine dönüşmüştüm.
Küçük yaştan itibaren bize, duygu ve düşüncelerin kontrolümüzde olduğunu, hissedip düşündüklerimizden hoşlanmıyorsak onlardan kurtulmamızın veya uzak durabilmemizin mümkün olduğu mesajını verdiler.
Halbuki bir şeyi düşünmemeye yönelik komut ne kadar güçlü olursa olsun; içten içe inandığımızın, söylenilenlerin, öğrendiklerimizi aksine, var olan bir duyguyu, bir düşünceyi kontrol edebilecek güce sahip değiliz. Düşünmememiz gereken düşünce, yerine geçici olarak bir başka düşünce yerleştirsek dahi, büyük olasılıkla defalarca, kontrolümüz dışında bizi ziyarete gelecek, zihnimizde yanıp sönecektir.