"Hayattaki aşırı düzensizliğin başlıca nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir."
Anneler ev işlerinden başlarını kaldıramıyor, günleri mutfak, alışveriş, temizlik ve çamaşırla geçiyor. Memuriyet, ticaret ve diğer işlerle uğraşan babalar akşamları meyhane ve kulüplerde oturup kağıt oynuyorlar. Çocuklarla kimse ilgilenmiyor, buna zaman yok, ayrıca çocuklarla uğraşmak sıkıcı ve meşakkatli bir iştir. Çocuklarla konuşmuyor, hayatlarının nasıl geçtiğini sormuyorlar. Zaman bulunca biraz okşayarak ellerine bir oyuncak veriyor ve " Çocuklar, şimdi gibi ve kendiniz oynayın" diyorlar. Bu, aslında " Gözümden kaybolun, ne yaparsanız yapın, yeter ki bizi rahat bırakın," demektir.
Buna bir de iyi düşünülmeden gereksiz yere çok uzun tutulan okul dönemini ekleyin. Sonuç; insanı canlı ve dinç tutması gereken bilginin yerini bilgiçlik taslayan bir zihniyet almakta, öğrencilerin beyni; çeşitli kitaplardan yapılan sayısız alıntılarla - yıllar, isimler, ölçüler, formüller ve cansız kurallarla- adeta bir çöplüğe dönüşmektedir.