İslâmcılığın "modernist" sıfatı ile tanımlanmasına karşı çıkacak bir görüş de İslâmcılığın ortaya koyduğu dönüşüm talebini "modernist" değil "modernleşmeci" olarak nitelendirecektir. Burada taklitçi ve statik bir modernleşme anlayışı vurgulanmaya çalışılmaktadır. Aslında bir öz değerlendirme ve gelecek projeksiyonu içeren modernleşme isteğinin temelinde de yine modernist düşünce tarzı bulunmaktadır fakat Cumhuriyet modernleşmesi gibi iktidar konforuna ulaşmış birçok modernleşme projesi gerçekten modernist yapılarını kaybederek statik ve muhafazakâr projelere dönüşmüşlerdir. Nitekim İslâmcı modernleşme projelerinin de bu statikleşme ve muhafazakârlaşma potansiyelini barındırdıkları bugün Türkiye örneğinde açıkça görülmektedir.
Oysa modernizm her zaman Aydınlanma değerleri üzerinden tanımlanamayacağı gibi, modernist ideolojiler olarak ortaya çıkan liberalizm, sosyalizm ya da komünizm uygulamalarına bakıldığında da özgürlükçü ya da demokratik olmayan birçok özellik görülür. Maffesoli'ye göre modernizm epistemolojik bireyciliğin keşfidir. Dinî bireycilik Protestanlıkta, siyasi bireycilik ise Rousseau'nun toplum sözleşmesinde ortaya çıkmıştır
Elinizdeki çalışma da, AK Parti'nin ulus-devlete dair modernist İslâmcı stratejilerinin altını çizmesiyle bu çizgiye yakın durmaktadır. Burada bir parantez açarak İslâmcılık sözcüğünün yanına gelen "modernist" tamlayanının farklı ideolojik duruşlardan farklı tepkiler almaya gebe olduğuna değinilebilir. Modernizm salt Aydınlanma değerleri ile tanımlandığında, islâmcılığın, modernist olarak tanımlanmak için yeterince rasyonel, özgürlükçü veya demokratik olmadığını öne sürenler olacaktır.
İlk modernist resim, Picasso'nun "Avignonlu Kadınlar" olarak kabul ediliyor. 1907 tarihli. Bazı tarihçiler resimdeki değişimin fotoğrafın icadından etkilendiğini söylüyor. Çünkü o güne dek var olan gerçeği resmetme çabasından vazgeçiliyor ve bu görev fotoğrafa bırakılıyor.
Resim, gerçeği fotoğrafa bırakıp, verili olanın ötesine yöneliyor. Doğadan ve toplumdan özgürleşiyor sanat.