Puan vermedi·160 syf.··
2026 9. kitabı
Aylak Adam Yusuf Atılgan' ın ilk eseridir.Yazar modernist ve varoluşçu bir sanat anlayışına sahiptir.Diğer modernist yazarlar gibi bireyin iç dünyasını esas alır.Modernist edebiyatta bireyin çevreye ve kendine yabancılaştığını görürüz.Aylak Adam C.Karekteri kendine yabancılaşmasının yani sıra topluma da yabancılaşmıştır. Yusuf Atılgan karaktere isim verme gereksiniminde bulunmamıştır.Bunun bilinçli bir tercih olduğunu görüyoruz. Çünkü C. Varoluşsal sancılar çeken modern dünyanın dayattığı sancılar içinde iç bunalımlar yaşayan kendini gerçekleştiremeyen, seçimlerini dahi neden yaptığını bilmeyen bir karakterdir.Bunun en güzel örneğini Ayşe ve Güler ile olan ilişkisinde görüyoruz. C. İki kadına farklı zamanlarda takıntılı bir aşk besler.Bu iki kadın karakterde teyzesinin bakışlarını ve izlerini görmek ister.Bilinçaltında babasının yarattığı travmalar vardır ve bu travmalar kurduğu ilişkilere de yansır.C. Karekteri babası gibi olmak istemezken kadınlarla olan ilişkilerinde adete babası gibi davranır.Çoğu zaman etik olanı yapmaya çalışsada gün sonunda yapmak istemediği bir şeyi yaparken buluyoruz. Eserde fazlaca bilinç akışı , iç konuşma geriye dönüş ( flash back) vb.Modern edebiyat tekniklerine yer verilir.Bunların dışında leitmotiv ( Sık sık tekrarlanan simge ,kelime grubu)örneklerine sıkça rastlamaktayız. Babasının mutfakta teyzesinin bacaklarına dokunması ve buna şahit olması ve bu yüzden babasının kulağını yırtması.C . Karakteri için kadınlarla olan ilişkilerinde travmatik bir hal almış.Kadın bacağı gördüğünde kulağını kaşıması buna örnek teşkil edilebilir. Eser modern toplumun varoluşsal sancılarını C. Karakteri üzerinden bize sunmuş ve bizimde bir noktada yazar C.karekterinden izler taşıdığımızı görmüş.Eseri çok beğendiğimi ifade etmek isterim.Yusuf
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2017 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2017 00:00
Geçenlerde 1999 yılında Furkan Yayınlarından çıkan Prof. Dr. Ahmet Yüksel ÖZEMRE’ye ait olan bir kitabı tetkik etme imkânı buldum. Kitabın ismi, “Kur’an-ı Kerim ve Tabiat İlimleri Tenkidi Bir Yaklaşım” idi. Özemre, birçok çarpıcı başlıkla kısa ve öz Kur’an-ı Kerim ile tabiat ilimlerinin ilişkisini ele alırken bu hususta yapılan yaygın yanlışları bilim adamı hüviyetini dini ilimler konusundaki derin müktesebatını birleştirerek ortaya koyuyor. 2008 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş bulunan Ahmet Yüksel Bey, Türkiye’nin ilk atom mühendisi olması hasebiyle pozitif ilimler konusunda Türkiye’de muteber bir mevkie sahip. Dini ilimler sahasında yazdıklarıyla da ne denli bir derinliğe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kitabın ilk bölümünde tabiat ilimleri üzerine yazdığı makalelerle “ilim”, “pozitif ilimler”, “bilimcilik ideolojisi”, “model” ve “senaryo” kavramlarını açıklar. Bir ihya hareketi olarak başlayıp daha sonra “aklın” “sünnetin” de Kur’an ayetlerinin de üstünde ve onları sorgulayabilen bir konumda tutulduğu düpedüz Dinde Reform Hareketi’ne dönüşen “modernist akım”ın yaklaşımlarını tenkit eder Özemre. Bilhassa Kur’an’ın Çağdaş İlmi Tefsiri projesinin zahiri bütün füsununa ve cazibesine rağmen “anlamsız ve tehlikeli bir ütopya” olduğunu iz’an ve fehamet sahiplerine gösterir. Modern müfessirlerin kendi hevâ ve heveslerine göre tevil etmeye çalıştığı müteşâbih ayetlerin teviline ilişkin edepten söz eder. Kur’an’da beyan edilen mucizelerin rasyonel görünümlü zorlama açıklamalarının anlamsızlığını açıkça ortaya koyar. Kitapta modern müfessirlerin fazlaca itibar ettikleri “Big Bang Senaryosundan” da bahsetmektedir. Öncelikle “senaryo” kelimesinin; hakkında kesin bilgi sahibi olamadığımız olayların, olabildiğince bir sebep-sonuç ilişkisi gözeterek,
Kuran-ı Kerim ve Tabiat İlimleriAhmed Yüksel Özemre · Furkan Yayınları · 19994 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Underground karakterler üzerine tespitler
Puan vermedi·192 syf.··
2026 22. kitabı
C. karakteri ile Dostoyevski’nin *Yeraltından Notlar*’daki isimsiz anlatıcısı arasında kurulan bağ, oldukça yaygın bir karşılaştırma.Her iki eser de "yeraltı insanı" veya "yabancılaşmış birey"i merkeze alsa da, onları farklı şekillerde işler. Bu iki eserin kesiştiği ve ayrıştığı noktalar mevcut. Her iki karakter de içinde yaşadıkları toplumun "sıradan", "doğal" ve "mekanik" işleyişine karşı derin bir tiksinti duyar. Toplumun genel kabul görmüş değerleri onlara sahte ve bayağı gelir. *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, "fazla bilincin bir hastalık olduğu" üzerine bir tez geliştirir. C. de benzer şekilde, sürekli analiz eden, gözlemleyen ve sorgulayan zihni yüzünden eylemsizliğe itilen bir karakterdir. İkisi de "hareket etmek" yerine "düşünmeyi" bir savunma mekanizması haline getirirler. İkisi de ait oldukları toplumun dış çeperinde yaşarlar. Bir nevi "gözlemci" konumundadırlar; sürekli başkalarını izlerler ama o hayatın içine tam olarak dahil olamazlar. Ortak tarafların yanısıra bazı temel ayrımlar da söz konusu. *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, dünyayla olan kavgasını daha saldırgan, hınç dolu ve çoğu zaman kendine zarar veren bir noktada tutar. C. ise daha pasif, melankolik ve bir arayış ("O"nu bulma arzusu) üzerine kurulu.Dostoyevski’nin kahramanı, insanın iradesini kanıtlamak için acı çekmeyi ve başkalarına acı vermeyi seçer. C. ise bu tiksintiyi daha çok bir "estetik mesafeye" dönüştürür; toplumun içinde fiziksel olarak bulunur ama ruhsal olarak kendini izole eder. Yaşamla ilişkisi daha ziyade kayıtsız bir tavır alış üzerine kuruludur. *Yeraltından Notlar* çok daha monolog/savunma odaklı, yer yer öfkeli ve hitabet gücü yüksek bir metinken; *Aylak Adam* daha içe dönük, şiirsel ve modernist bir bilinç akışı ile kurgulanmıştır. Sonuç olarak*Aylak Adam*'ı,
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 166. kitabı
Knut Hamsun’ın o çiğ, çarpıcı ve insan ruhunu çırılçıplak bırakan modernist kalemiyle, Christiania (Oslo) sokaklarında bir lokma ekmek bulabilmek için gururuyla, zihniyle ve varoluşuyla amansız bir savaşa giren isimsiz bir yazarın o trajik çırpınışlarını içim ürpererek okudum. Yazar; sadece fiziksel bir açlığı değil, bir sanatçının entelektüel açlığını, toplum tarafından dışlanmışlığını ve o uçurumun kenarındaki gururunu öyle muazzam bir bilinç akışı tekniğiyle işlemiş ki karakterin açlıktan doğan sanrılarını, öfkesini ve o gururlu deliliğini adeta kendi bedenimde hissettim. Sefaletin ortasında bile dehasından ve onurundan ödün vermemek için direnen modern insanın o içsel cehennemini anlatan, dünya edebiyatında psikolojik roman türünün öncüsü sayılan, sarsıcı, rahatsız edici ve çok güçlü bir zamansız başyapıttı.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:33
Chuck Palahniuk Çarpışma Partisi eserinde anlatımında tek bir düzlem ve bağıntı üzerinden değil hem mitolojik hem modernist hem de postmodernist temaları kullanmıştır. Buradan hareketle de eser karmaşık, kopuk ya da zor anlaşılabilecek bir yön sunmaktadır. Eser daha önceki Chuck Palahniuk'in eserlerinden biraz ayrık tutmak gerekir. Çünkü bu eserin içsel dizaynı diğer eserleri gibi tek bir hikayenin etrafında net çizgileri olan biçemde değil, tıpkı hayatın kopuklukları gibi aralıklı ilerliyor. Bu ilerleyişi sağlarken de kahramanımızın hayat hikayesiyle birlikte hayat hikayesine dahil olan bireylerin hem psikolojik hem de sosyo-kültürel alanları hakkında bilgi vermektedir. Bu bilgiler ışığında ana kahramanımızın sokaktaki ya da sokaklarda görünmeyen insan olarak tanımlayabileceğimiz bireylerden seçilmesi de bize o insanların bir hayatının olduğunu ve sevgileri, aşkları, cinsellikleri yani insani tüm nosyonları sağladıkları anlatılmıştır. Kısacası yazar insanlık kibrimizin ne kadar yüceltildiğini yüzümüze vurmak istemiştir. İçsel bölümler hakkında genel bir cümle söylenecekse eğer; birçok kavramı ve kavramları inşa eden filozoflardan etkilenen yazar, bir yerde Sigmund Freud'un kavramlarıyla inşa ederken, bir yerde de karşımıza #y:214332'i konumlandırmaktadır. Özellikle kahramınımız olan ''Öğğk Casey'' bedensel ve ruhsal betimlemeleri okuyucuya homosapiens ile homoneatherdal arasındaki bireyi anlattığını düşündürmektedir. Bu düşünüşle okuyucu yer yer melez yer yer de robotic bir insanımsı varlığı hayal etmektedir. Chuck Palahniuk'in eserlerindeki mekan seçimi düşünüldüğünde de 'amerikan gettosu' ya da sokakların en ışık almaz bölgelerinde var olmaya çalışan izbe insanlar karşımıza çıkmaktadır. Bundan dolayı eserin teması bir ölümün ve bu ölümün son saniyelerinde geçen kahramanın sanki film şeridi olarak bile
Duygu ve Düşünce
Çarpışma PartisiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 2013309 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 153. kitabı
Yusuf Atılgan’ın o kendine has, modernist ve sarsıcı diliyle, taşranın o boğucu atmosferinde bir otel katibi olan Zebercet’in zihninin en karanlık dehlizlerine daldığım çok derin bir okumaydı. Yazar; geciken Ankara treniyle gelen o gizemli kadının gidişinin ardından, Zebercet'in içindeki o bastırılmış yalnızlığı, yabancılaşmayı ve cinsel buhranları adım adım bir deliliğe ve yıkıma doğru nasıl sürüklediğini muazzam bir psikolojik derinlikle işlemiş. Toplumun ve rutinin dışına itilmiş modern insanın o çaresiz yalnızlığını, odaların kasvetli sessizliği üzerinden iliklerime kadar hissettiren Türk edebiyatının en güçlü ve sarsıcı başyapıtlarından biriydi.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma