Vatanından ayrı demek olan bu tanım Jacinta'ya göre gizli bir anlam da taşıyordu: İnsanın, doğup büyüdüğü ülkeyi gönüllü olarak terk etmiş olması. Kendisini expat olarak tanımlayan kişi de aslında bunu vurgulamaya çalışıyordu. Böylece, şartlar gereği doğduğu yerden ayrılmaya mecbur kalmış göçmenlerden kendini ayrı tutuyor ve "Canım istediği için dünyanın öbür ucundayım!" diyordu. Buna göre, Goa'da serserilik yapan bir Kanadalı expat iken, Montréal'de doktorluk yapan bir Hindistanlı göçmen oluyordu. Bu bakış açısı da Jacinta'ya, yine ex'le başlayan başka bir kelimeyi hatırlatıyordu: Exceptionalism! Batı'nın, diğer bütün kültür ve toplumlardan ayrı bir konuma ve istisnai bir kimliğe sahip olduğunu savunan, Western exceptionalism adındaki paslanmış teori geliyordu aklına. Ve Jacinta, tanıştığı çoğu insanın bilinçaltında bu teorinin izlerini gördükçe öfkeden deliriyordu.