Yunus Emre Acarer

Yunus Emre Acarer
@moebius
Cenazenin Ankara'ya Nakil Töreni
Cemal Kutay, sinemacıların nasıl uğraş verdiklerini bir yazısında şöyle anlatıyordu: "Bunlardan birinin operatörü, telefon direkleri ve ağaçlardan bile faydalanarak, hiçbir hadiseyi kaçırmak istemiyor ve havanın oldukça serin olmasına rağmen durmadan terini siliyordu. Köprünün üzerindeyken her şeyi tespit edip etmediğini sordum: "Elimden geldiği kadar," dedi ve ilave etti: "Bu sahneyi ömrümde bir defa daha görebileceğimi tahmin etmiyorum. Bunu ne yazı, ne fotoğraf hatta ne de sesli film kafi derecede ifade edemez. Istırabın böyle millet halinde oluşuna hiç rastlamamıştım. Acınız çok büyük olmasına rağmen sizin ne bahtiyar olduğunuzu söyleyebilirim: Milletinin kendisini sevdiği kadar milletini seven bir Şef'e sahip olmak az bahtiyarlık mıdır? Biz bunun hasretini ve hicranını çekiyoruz."
Sayfa 140·Kitabı okudu
Reklam
Atatürk'ten Mektuplar
Göster kendini Türk Kızı sana ilim aleminde artık Türk inan hasıl etmiştir.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Hürriyetin Uyanışı
Türkiye'den doğuya doğru ilerledikçe Asyalı Müslümanların içtimai ve zihni hayatlarında istikrarlı bir düşüş görürüz: en kötü ihtimalle münferit örneklerle karşılaşabiliriz. Yarı-göçebe, yağmacı Kürtler, bizzat hürriyetten ziyade soygun mallarının ticaretini sıkıntıya uğramadan yapmak için bağımsızlık istemektedirler. Düşük kültürel seviyelerini göz önünde bulundurduğumuzda bunların henüz bağımsızlığa liyakatleri yoktur.
Sayfa 275·Kitabı okudu
İstanbul Gazetecileriyle İzmit Kasrı Mülâkatı
Efendiler! biz hakiki bir inkılab yaptık ve inkılabımızda devam ediyoruz. Biliyorsunuz ki, memleketin birçok yerleri bilerek veya bilmeyerek isyan etti. Asiler tedibe mecbur olduk. Şimdiye kadar yaptıklarımız ancak ondan sonra teessüs edebilmiştir. Ve biliyorsunuz ki, Fransa inkılab-ı kebiri hemen 100 sene devam etmiştir. 3 senede esaslı bir inkılabın hitam bulacağını kabul etmek hata olur. Belki zaman zaman şöyle veya böyle birşeyler olacaktır! Kanaatimizi sabit ümid-i muvaffakiyeti hakim bulundurmak sayesinde galebe bizimdir. Fakat hocaları memnun edeyim, Alem-i İslamı memnun edeyim, hepsini memnun edeyim dersek mümkündür. Hepsi memnun olur amma biz maksadımızdan dur kalmış oluruz. İdare-i maslahatçılar esaslı inkılab yapamaz. Bugünkü sefalet ve rezalet içinde esasen kimseyi memnun etmenin imkanı yoktur. Memleket mamur, millet zengin olduğu zaman cümle memnun ve şadan olur efendim.
Sayfa 82·Kitabı okudu
İstanbul Gazetecileriyle İzmit Kasrı Mülâkatı
Bunu izah etmek için üç senelik kendi hayat-ı mesaimizi basit bir surette nazar-ı dikkatten geçireceğim. Düşmanlar İstanbul'u işgal etti. Hükümeti mefluc bir hale getirdi. Halife ve Padişahı alet ittihaz etti. Memleketimizin en kıymetli yerlerini işgal ettiler. Zanneder misiniz ki, Anadolu ahalisine beraber çalışalım, kurtulmak lazımdır dediğim zaman yürümüşlerdir? Ben Müfettiş-i Umumi namı ile, salahiyet-i vasia ile Samsun'a çıktığım zaman o imza ile ilk verdiğim emre herkes itaat etti. 5-10 gün sonra Dahiliye Nezareti mevkiine geçen Ali Kemal'in kendi kendine valilere ve mutasarrıflara vermiş olduğu kısa bir telgraf üzerinedir ki, o telgrafında Mustafa Kemal'e itaat etmeyiniz, onunla temasa gelmeyiniz. Zaten memuriyetinden azl ve tardedilmiştir demişti. O telgrafın vusulüne kadar kuvvetle benimle beraber yürümekte olduğunu zannettiğim kimseler benim aleyhime dönmüştür. Bunlar meyanında bu işe başlarken herşeyi kendilerine söylediğim ve nihayete kadar, ölünceye kadar büyün felaketleri beraber iktiham edeceklerine dair bana söz verenler de vardı. Sivas ahalisi, Hacısı ile, Hocası ile bana fevkalade merbut olduklarını söylerken Ali Kemal'in telgrafını alınca, derhal bütün sokaklara kağıtlar yapıştırıverdiler. Mustafa Kemal haindir diye ilan ettiler... Baştan nihayete kadar fikirler tehavvüle başladı ve bugüne kadar fikirlerde, temayüllerde ve beraber yürümekte ihtilaflar berdevamdır. Kendilerini kurtarmak için teşebbüs etmiştim. Fakat maatteessüf ölüm, rezalet, sefalet... herşeyin muhakkak olduğunu gördükleri halde beraber yürümemek, halkı benimle beraber yürütmemek isteyenler vardır.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Reklam