Arminius Vambery

Arminius Vambery

Yazar
8.2/10
18 Kişi
·
50
Okunma
·
7
Beğeni
·
748
Gösterim
Adı:
Arminius Vambery
Unvan:
Macar asıllı bir müsteşrik ve türkolog, seyyah
Doğum:
Szerdahely/Avusturya-Macaristan, 19 Mart 1832
Ölüm:
Budapeşte/Macaristan, 15 Eylül 1913
Arminius Vámbéry veya Ármin Vámbéry (Macarca: Ármin Vámbéry, Almanca: Hermann Vámbéry) d. 12 veya 19 Mart 1832, Szerdahely/Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugünkü Slovakya); öl. 15 Eylül 1913, Budapeşte/Macaristan (esas adı: Hermann Wamberger, Bamberger ya daVamberger), Macar asıllı bir müsteşrik ve türkolog, seyyah ve yüksek ihtimalle Büyük Britanya Krallığı emrinde bir casustu.

Vámbéry, fakir, dindar bir yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ayağı aksak doğan Vámbéry, on iki yaşından itibaren geçimi için çalışmak zorunda kalmıştı, önceleri terzi çırağı, sonraları özel öğretmen olarak. Bunun yanı sıra etnografya ve filoloji alanlarında araştırmalar yaptı. Vámbéry, Bratislava yakınındaki Svätý Jur manastırında piyaristlerineğitimini aldıktan sonra kendi kendini geliştirerek çok sayıda dilde yetkinlik kazandı. Önceleri Avrupa dillerine eğilen Vámbéry, daha sonra Arapça, Türkçe (Osmanlıca) ve Farsçadillerini dilleri iyi bir şekilde öğrendi.

Macar halkının Asya menşelerini bulmak arzusu içinde 22 yaşındayken İstanbul'a seyahat edip orada Asıf Bey ve daha sonra Rıfat Paşa'nın hizmetinde frenk lisanları muallimi (Avrupa dilleri hocası) olarak çalıştı. İstanbul'da bulunduğu 1857–1863 yılları arasında, farklı Türk ağız ve lehçelerini öğrenme fırsatını da buldu. Aynı zamanda Türk Tarihindenbazı eserlerin çevirilerini yaparak Almanca-Osmanlıca bir sözlük de yayınladı (bkz. eserleri).

Macar İlimler Akademisi'nin desteği ile, sünnî bir derviş kılığında 1861–64 yılları arasında o dönemde Batılılara neredeyse kapalı bir bölge sayılan Ermenistan, İran ve Türkistan'ı gezdi ve yolculuğundan coğrafya, etnografya ve filoloji alanlarında önemli bulgularla döndü. İngiltere Jeoloji Enstitüsü'nün hizmetinde ve Britanya Krallığının emrinde bir casus olarak Raşid Efendi müstear adıyla önce İstanbul'dan gemiyle Trabzon'a, oradan katır üstünde kervanlarla Tebriz ve İsfahan'a seyahat etti. Oradan gittiği Tahran'da bir süreOsmanlı elçiliğinde kaldıktan sonra Hazar Denizi'nin güneyinden Buhara, Semerkant ve Hive'ye gitti, arkasından Herat ve Tahran üzerinden Osmanlı Devletine döndü ve İstanbul üzerinden memleketi Macaristan'a geri gitti. Travels and Adventures in Central Asia adlı eseri 1864 yılında yayınlandığında, başta o dönemde bölgedeki hakimiyet için Rusya ile rekabet halinde olan İngiltere olmak üzere tüm Avrupa'da büyük ilgi gördü.

1864 yılının bahar aylarında geri döndükten sonra Londra'da büyük heyecanla karşılandı, daha sonra kendisine Budapeşte Üniversitesinde 1905 yılına kadar başkanlığını yaptığı Şark Dilleri kürsüsü verildi. Macar ile Fin dillerinin ortak kökene dayandığı Fin-Ugorsavına en sert bir şekilde karşı çıkanlardandı. Kendisine göre Macar dili sadece Ugor öğelere sahip bir Türk dilidir. Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir. Çağdaş dilbilimcilerine göre Macarca, güçlü Türkçe etkilerine sahip köken itibarıyla Ugor bir dildir. Aralarında bazı romanların da bulunduğu eserlerini, İngilizce, Almanca ve Macarca olarak yayınladı. Osmanlıca yayınlanıp günümüz Türkçesine çevrilen eserleri de vardır. (bkz. eserleri). Ünlü şarkiyatçı Ignaz Goldziher Vámbéry'nin öğrencilerindendi.

Kaynak : Vikipedia
Bir damla suyun, bir saat yaşamaya neden olduğu, böyle şiddetli susuzluk zamanlarında, diğer zor durumlarda sık sık görülen cömertlik ve fedakârlık düşüncesi ile eğilimi, kalpten siliniyordu.
Cemşid, yunanlıların Ahemenes adını verdikleri İran hükümdarıdır.Pişdadiyan sülalesinin dördüncü hükümdarı olan Cemşid'in Milattan sekiz yüzyıl önce yaşadığı söylenir
Thedeor Herzl:Bu dünyanın en ilginç insanlarından birinin kişiliği oluşturan nitelikleri;33 dereceli masonluk,siyonizmin sadık hizmetkarlığı,sahte dervişlik,gezginlik,kaşiflik,Türk-Maca soy birliği savunuculuğu Türk hayranlığı ve dostluğu,Jön Türklerin Akıl hocalığı,Hem İngilterenin Hem Osmanlının gizli ajanı olması bütün bu özellikleri Dünyada başka herhangi bir İnsanda toplamak gerçekten imkansızdır İşte o İnsan Arminius Vambery,dir:
Ertesi günü Ceyhun’un, Deve Boynu denilen nahiye içinde bulunan yüksek bir kıyısına indik. Kırgızlar her yıl birkaç ay buraya konuyorlardı. Burada geçirdiğimiz on saat boyunca göçerler iki üç evlik gruplar halinde sırayla yanımıza geldiler ve meraklarını giderdikten sonra kalkıp yollarına devam ettiler. Bunların hayal biçimlerini tam olarak anlayabilmek için, bir Kırgız kadınına, hiçbir yerde yerleşmemelerinin nedenini sordum. Gülerek, “Size, bizi, siz mollalar gibi sonsuza kadar aynı yerde birkaç gün oturmuş görme ihtimaliniz olmadığını kesinlikle söyleyebilirim. İnsan güneş, ay, yıldızlar, sular, her türden hayvanlar, kuşlar ve balıklar gibi hareketli yaratılmıştır. Dünyada hareket etmeyen yalnızca ölüler ve onların gömülü olduğu topraktır. ” dedi. Kadının bu şaşırtıcı ve bilgece sözlerine itiraz etmeye kalkıştım ama, konuşmamız uzaktan gelen bir gürültüyle kesildi.
19. yyin yarısına gelindiğinde Orta Asya hala bilinmezligini koruyordu. Bilinmezligin karanlığına gömülü bu gizemli ve korkulu ülkeyi keşfetme girişimleri tam bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bu gizi çözmeye çalışan batılı gezginler ya öldürülmüş ya da köle olarak satılmıştı. Kendi halkindan birisinin bile tek basina uzun yolcuğa çıkamadığı bu ülkeyi bir yabancının hele hele bir batılının gezip dolaşması imkansızdı.

Gerçekleştirdiği geziyle Vambery bu imkansızı başardı.
Kırgızlar, Turanlılara özgü eski ahlak ve gelenekleri tümüyle korumuşlardır. Asalet ve soyluluğa büyük önem verirler ve bununla övünürler. Bu nedenle, iki Kırgız karşılaştığında, her şeyden önce, birbirlerine 7 göbeğe kadar atalarını bilip bilmediklerini sorarlar. Bunlar "yerleşikliği" cinnetin ya da hastalığın belirtisi sayarlar. En sıcak ya da yerin karla kaplı olduğu en soğuk zamanlarda bile, her gün, yerlerini değiştirirler. "Ekmek" kelimesi bile bunlara yabancıdır. Yalnız et ve sütle beslenirler
228 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap sizi Orta Asya'ya, yüz elli yıl öncesine götürüyor.Bir Avrupalı' nın gözünden o dünyanın geri kalmışlığını,bağnazlığını gözler önüne seriyor.Vambery ile birlikte dağlar,nehirler,çöller aşıyor,çatışmalar yüzünden harabeye dönmüş şehirlerin yanısıra büyüleyici güzellikte Buhara ve Semerkant'a uğruyorsunuz.Karsilastigi tüm güçlüklere rağmen yolundan dönmeyen yazarımız davasına ne kadar sadık olduğunu da kanıtlıyor.Bazi kısımlarda Türkleri övüp bazılarında yererken Avrupa medeniyetini ve Avrupalıları da göklere çıkarmayı ihmal etmemiş..
228 syf.
·Beğendi·10/10
"O dönemde ve şartlarda yaşasaydım ben de muhtemelen öyle davranırdım demeyen kimse tarihi de kendisini de tam olarak anlayamamıştır." Kim söylemişti bilmiyorum fakat kafasındaki mutlakları bütün çağlara uygulayıp kimini barbar, kimini ahlaksız kimini cahil ilan eden, kimini "o dönemde nasıl bunu düşünmüşler" diyerek hem kişiyi hem dönemi küçümseyen kişiler tarihten de yaşadığı çağdan da nasipsizlerdir.
Bir Sahte Dervişin Orta Asya Asya Gezisi muhteşem bir seyahatname. Öncelikle Arminius Vambery, gerçekten sıradışı biri. Belki de Theodor Herlz'in de belirttiği gibi bu topal Macar Musevisi dünyanın en ilginç insanlarından biri. Kendisinin Türk mü İngiliz mi olduğuna bir türlü karar veremeyen bu insan, Almanca kitap yazmakta, on iki dili aynı akıcılıkta konuşmaktadır. Bu dünyanın en ilginç insanının kişiliğini oluşturan başka nitelikleri de var. Mason, sahte derviş, gezgin, kaşif, Türk - Macar soybirliği savunuculuğu ve Jön Türklerin akıl hocalığı.
Kısa sürede kendisini dünyaya bir numaralı Orta Doğu ve Asya uzmanı olarak kabul ettiren Vambery, iki kez İstanbul'a gelerek Sultan II. Abdülhamid ile de görüşmüş ve Osmanlılar ile İngilizler arasında arabuluculuk da yapmıştır.
Vambery'nin en büyük meziyeti bence olağanüstü tehlikeli Orta Asya gezisidir. Seyahatnamesi muhteşem bir dil ve uslupla yazılmış olup olağanüstü hadiselerle doludur.
228 syf.
·Beğendi·10/10
Seyahatnamelere ve özellikle Asya ile ilgili olanlarına olan merakımdan dolayı okuduğum ve oldukça beğendiğim bir kitaptır.Bir yabancının gözünden Müslüman bir coğrafyayı inceleme fırsatı buluyorsunuz.O zamanda bir müslümana normal gelen ve o yüzden kimsenin kaleme almaya gerek duymadığı ayrıntıları yakalıyorsunuz. Bu bağlamda çok ilgi çekici bir kitaptı.Yazarın müslümanlar hakkındaki önyargısı ve Avrupalı kibri bazı yerlerde kendini oldukça belli etse de o zamanda gayrimüslimlerin gezmeye çok da cesaret edemeği bir yerde gezip izlenimlerini bugünlere aktarması takdire şayan.Ki bu çok da kolay olmuyor.Kendisi topal ve yolculuk çok uzun.Üstelik Macar asıllı olduğu halde Osmanlı vatandaşı bir derviş numarası yapmak ve inandırıcı olmak zorundaydı,ki zekası ve dil yeteneği sayesinde bunu başarıyor.Not tutmak özellikle Yasak Şehir Buhara'da nerede ise imkansızdı ve yazar notlarını sınırlı sayıdaki kağıtlarına yazıp bunları ceketinin astarı içine saklayarak muhafaza etmiş ve döndüğünde hatırladıklarını da ekleyerek neşredilmesini sağlamış.Kitapta o günlerden bugünlere nelerin değiştiğini ve Rus işgalinden önce son demlerini yaşayan Buhara'yı keşfediyorsunuz.Okunması oldukça faydalı bir kitap.
228 syf.
·10/10
Orta asya ve ortadoğu ya yapılan ve basılan tüm türkçe ingilizce seyehatnameleri okumaya calısıyorum...
beğendiğim seyehatnamelerden biridir...
tüm modern seyyahlara tavsiyem
228 syf.
Bu kitabın Vambery'nin eseriyle hiçbir alakası yok. Rusça çevirisiyle karşılaştırdım 150 sayfa eksik. Çoğu bilgiler tercüme değil yeniden yorumlanmış. Tekrardan orijinali esas alınarak çevrilmesi lazım
228 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Macaristan'da doğmuş, maddi ve fiziksel yetersizlikler içinde büyümüş, Yahudi olması nedeniyle de çeşitli baskılara maruz kalmış Arminius Vambery, özellikle dil öğrenme hususundaki kabiliyeti ve dünyayı gezip görme merakı sayesinde oldukça maceralı bir hayatın içine atmış kendini. Öyle ki İstanbul'daki ünü, onu Padişahla dostluk kuracak seviyeye getirmiş.

Bu kitapta ise Vambery bir derviş kılığına girerek Orta Asya topraklarının içlerine yaptığı uzun yolculuğu oldukça akıcı ve okuyucuda merak uyandıran bir dille kaleme almış. Kitabı okurken Vambery'nin gezdiği şehirleri Google Haritalardan takip etmek, bu gezgin dervişin olağandışı yolculuğunun zihnimde canlanması açısından çok etkili oldu. Sizlere de tavsiye derim.
228 syf.
·10 günde·Beğendi·7/10
Şunu anladım ki insan için engel asla fiziki bir durumdan oluşmaz. Bu engel her zaman kendi içimizde kendi nefsimizdedir. Bir gayrimüslim İslam coğrafyası üzerinde böylesine gezip inceleme yapabilmişse, (ki o zamanın şartları onun için bu yolculuğu çok zor kılıyordu) biz müslümanlar kendimize bir kez daha bu tembelliğimizin sebebini sormalıyız.
228 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Vámbéry, gerçekten de dünyanın en ilginç kişiliklerinden birisi. On iki dil bilen ve bu dilleri ustalıkla kullanarak dilediği kişiliğe ve ırka, inanca bürünebilen bir deha. Kalbinin çağrısını dinleyerek çıktığı bu yolculuk, insanlık tarihinin değerli sayfalarına müthiş katkıda bulunmuş. Cesaret, zeka, irade ve korku dolu bu yolculuk, bir solukta okunan akıcı bir dile sahip. Güzel bir kitap.
228 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
kitap bir münafıkın macaristanda dogumuna ordanda görevlendirilip(ingltere/macar lordları eliyle),istanbuldaki yaşamı ve himaye eden casus işbirlikcilerini(deşifre etmiyortam anlamıyla) ve oradanda ortaasyaya kadar olan gezi izlenimlerini aktarıyor kitabı okuduğunuzda zamanın insantiplerini ve islam çografyasında yaşayan insanların karakteristlik özelliklerini,ekonomisini ve kültürünü v.b... ilginç olan ise bunları gezi esnafında değilde sonrasında yazmış olması, zekanın(....) casus için tek silah olduğudur...casuslar bu çoğrafyada herzaman vardı ve varolmaya devamedecek...

Yazarın biyografisi

Adı:
Arminius Vambery
Unvan:
Macar asıllı bir müsteşrik ve türkolog, seyyah
Doğum:
Szerdahely/Avusturya-Macaristan, 19 Mart 1832
Ölüm:
Budapeşte/Macaristan, 15 Eylül 1913
Arminius Vámbéry veya Ármin Vámbéry (Macarca: Ármin Vámbéry, Almanca: Hermann Vámbéry) d. 12 veya 19 Mart 1832, Szerdahely/Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugünkü Slovakya); öl. 15 Eylül 1913, Budapeşte/Macaristan (esas adı: Hermann Wamberger, Bamberger ya daVamberger), Macar asıllı bir müsteşrik ve türkolog, seyyah ve yüksek ihtimalle Büyük Britanya Krallığı emrinde bir casustu.

Vámbéry, fakir, dindar bir yahudi ailesinin oğlu olarak dünyaya geldi. Ayağı aksak doğan Vámbéry, on iki yaşından itibaren geçimi için çalışmak zorunda kalmıştı, önceleri terzi çırağı, sonraları özel öğretmen olarak. Bunun yanı sıra etnografya ve filoloji alanlarında araştırmalar yaptı. Vámbéry, Bratislava yakınındaki Svätý Jur manastırında piyaristlerineğitimini aldıktan sonra kendi kendini geliştirerek çok sayıda dilde yetkinlik kazandı. Önceleri Avrupa dillerine eğilen Vámbéry, daha sonra Arapça, Türkçe (Osmanlıca) ve Farsçadillerini dilleri iyi bir şekilde öğrendi.

Macar halkının Asya menşelerini bulmak arzusu içinde 22 yaşındayken İstanbul'a seyahat edip orada Asıf Bey ve daha sonra Rıfat Paşa'nın hizmetinde frenk lisanları muallimi (Avrupa dilleri hocası) olarak çalıştı. İstanbul'da bulunduğu 1857–1863 yılları arasında, farklı Türk ağız ve lehçelerini öğrenme fırsatını da buldu. Aynı zamanda Türk Tarihindenbazı eserlerin çevirilerini yaparak Almanca-Osmanlıca bir sözlük de yayınladı (bkz. eserleri).

Macar İlimler Akademisi'nin desteği ile, sünnî bir derviş kılığında 1861–64 yılları arasında o dönemde Batılılara neredeyse kapalı bir bölge sayılan Ermenistan, İran ve Türkistan'ı gezdi ve yolculuğundan coğrafya, etnografya ve filoloji alanlarında önemli bulgularla döndü. İngiltere Jeoloji Enstitüsü'nün hizmetinde ve Britanya Krallığının emrinde bir casus olarak Raşid Efendi müstear adıyla önce İstanbul'dan gemiyle Trabzon'a, oradan katır üstünde kervanlarla Tebriz ve İsfahan'a seyahat etti. Oradan gittiği Tahran'da bir süreOsmanlı elçiliğinde kaldıktan sonra Hazar Denizi'nin güneyinden Buhara, Semerkant ve Hive'ye gitti, arkasından Herat ve Tahran üzerinden Osmanlı Devletine döndü ve İstanbul üzerinden memleketi Macaristan'a geri gitti. Travels and Adventures in Central Asia adlı eseri 1864 yılında yayınlandığında, başta o dönemde bölgedeki hakimiyet için Rusya ile rekabet halinde olan İngiltere olmak üzere tüm Avrupa'da büyük ilgi gördü.

1864 yılının bahar aylarında geri döndükten sonra Londra'da büyük heyecanla karşılandı, daha sonra kendisine Budapeşte Üniversitesinde 1905 yılına kadar başkanlığını yaptığı Şark Dilleri kürsüsü verildi. Macar ile Fin dillerinin ortak kökene dayandığı Fin-Ugorsavına en sert bir şekilde karşı çıkanlardandı. Kendisine göre Macar dili sadece Ugor öğelere sahip bir Türk dilidir. Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir. Çağdaş dilbilimcilerine göre Macarca, güçlü Türkçe etkilerine sahip köken itibarıyla Ugor bir dildir. Aralarında bazı romanların da bulunduğu eserlerini, İngilizce, Almanca ve Macarca olarak yayınladı. Osmanlıca yayınlanıp günümüz Türkçesine çevrilen eserleri de vardır. (bkz. eserleri). Ünlü şarkiyatçı Ignaz Goldziher Vámbéry'nin öğrencilerindendi.

Kaynak : Vikipedia

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 50 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 43 okur okuyacak.