Yunus Emre Acarer

Yunus Emre Acarer
@moebius
Cihan Harbinde Doğu Anadolu
Açlık ve ölüm, her tarafta hüküm sürüyordu. Kah Fıratın çağlayan ve ağlayan sahillerinde, korkunç kayalar arasında, aç bir köpeğin Ermeniler tarafından öldürülmüş, yolun kenarına ihmalkarane bırakılmış bir Türk naaşını parçalıya parçalıya yediği görülüyor, kah köylerin önünde, dişleri sırıtmış çocuk kellelerinde tesadüf ediliyordu.
Sayfa 216·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Cihan Harbinde Doğu Anadolu
Ardasa'dan Erzincan'a kadar bütün yol, pek nadir tesadüf edilen, aç ve perişan Türklerle dolu idi. Bir zamanlar, kasabaları ve köyleri dolduran Türk halkı, adeta kökünden denecek derecede ortadan kalkmıştı. Muhaceret, ölüm, Anadolunun çamlık tepelerinde, yeşil ovalarında tüten ocakları söndürmüş, mahvetmişti. Moskofların geri çekilmeleri üzerine Ermeniler kasabalarda ve köylerde o derece tahribat yapmışlardı ki, Trabzondan Karsa kadar, hiçbir köyde, yaşayan bir can koymamışlar, zaten toprak binalardan ibaret köyleri yakmışlar, yıkmışlar, gerilerinde harabelerden başka bir şey bırakmamışlardı.
Sayfa 214·Kitabı okudu
Cihan Harbinde Doğu Anadolu
Zavallı çocuk, iki senedir anasını, babasını görmemişti. İki senedir öksüz, kimsesiz, ufacık boyu, masum kalbile Giresonda kahve köşelerinde yatmış, aç kalmış, tahammül etmiş, merhamet görmüş, yaşamıştı. Artık o, anasını, babasını ölmüş, kendisini kimsesiz biliyordu.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Cihan Harbinde Doğu Anadolu
Birdenbire karşıma bir çocuk çıktı. Henüz sekiz yaşında idi. Başında beyaz, eski bir keçe külah, arkasında mavi, yamalı bir mintan, ayağında kirli bir şalvar, eskimiş bir çarık, sarışın, mavi gözlü bir oğlandı. Yanıma yaklaştı, gözlerini mahcubane eğdi, parmağını ağzına götürdü. Masum ve öksüz bir sada ile sordu: "Burda macırlara ekmek veriyorlarmış?"
Sayfa 213·Kitabı okudu
Cihan Harbinde Doğu Anadolu
Anadolu mahvolmuştu. Açlık, öksüzlük, kimsesizlik, perişanlık hemen umumi idi. Dağların çamlı yollarında, köylerini ve analarını aramak için dolaşan garip, ayakları çarıklı, sararmış, talihsiz çocuklar, ihtiyar kocalarını merkeplere bindirmiş, sarp yolları tırmanan , açlıktan yol kenarına yatarak tarlalar içinde bir lokma, ekmek dilenen kadınlar görülüyordu.
Sayfa 212·Kitabı okudu