edenların son kitabıyla aileye veda ederken umuyorum yazar çoluk çocuk torun tombalak kim varsa edenlara devam eder
vera, olaylı geçirdiği günlerin ardından edenlarla kalmaya başlamış ve adeta ailenin bir parçası olmuştur. edenların en küçük oğlu mateo'ya platonik duygular besleyen genç kız, mateo'nun bir kızı olduğunu öğrenince dünyası başına yıkılır fakat uzun zamandır devam ettirdiği gibi kimseye aşkını belli etmeden içinde yaşamaya devam eder.
bir gün alkol aldıktan sonra hissettiklerini mateo'ya adeta haykıran vera adeta mateo'nun gözlerini açmış ve genç adamın da kendisini fark etmesini sağlamıştır. babasıyla olan durumunu da halletmeye çalışan vera hissettiği sıkıntılarla aşkı arasında boğuşurken bir yandan da hayatını düzene sokmaya çalışır.
sanırım her bir hikaye güzel olsa da hiçbir eden beni griffin kadar etkileyemeyecek. hele mateo, ailenin küçüğü olduğu için mi bilmiyorum bana da hep bir erkek kardeşimmiş gibi bir his verdi okurken
mateo'nun veraya gerçekten aşık olduğunu sanmıyorum çünkü sanki bana elindeki en iyi seçeneği değerlendiriyormuş gibi hissettirdi ilişki süreçleri. vera zaten ona aşıktı ve kızı da verayı seviyordu elimde başka bir seçenek yok vera benim için iyidir deyip tercih etmiş gibi hissettim hep.
ayrıca veranın babası hakkında bu kadar takıntılı bir halde davranması da abartılı geldi bana. kendini kaybedecek şekilde peşine düşmeli miydi bilemiyorum.
final aşırı hızlı sonuca bağlanmış gibiydi. yine de kimse harrison kadar hızlı olamazdı sanırım afahsgah
keyifli okumalar
Sable PeakDevney Perry · Devney Perry LLC · 2023415 okunma
serinin sanırım en gerçekçi kitabı olabilir çünkü dışarıda bu sorunlarla boğuşan binlerce kadın var...
tessa defalarca denemenin ardından zorla da olsa kendisini fiziksel ve ruhsal anlamda şiddete maruz bırakan nişanlısından kaçmış ve hayatını yeni baştan değiştirip sutter lake'e gelmiştir. geçmişin travmaları genç kadını öyle yaralar ki havadan nem kapar bir haldedir. onun için artık birine güvenmek söz konusu bile değilken ortaya bir anda ilk kitaptan tanıdığımız taylor'ın en yakın arkadaşlarından biri olan liam çıkar.
liam, kendi dünyasında da sorunları olan ve mesleğinde zorluklar yaşayan genç adam adeta kaybettiği ilham kaynağını tessa'da bulmuş ve yeniden şarkılar yazmaya başlamıştır. kadına duyduğu hisleri her geçen gün yoğunlaşan liam artık onsuz yapamaz hale gelir.
ilk kitaptaki olaylara dahil olan çiftimiz yan yanayken kimsenin onları geçemeyeceğinden emin olunca tüm zorlukların üstesinden birlikte gelirler.
bu çifti de sevdim fakat favorim hala taylor ve walker. onların duygusal anlamdaki gelişimleri hem daha samimiydi hem de daha ilgi çekiciydi.
keyifli okumalar
annesinin kaybından sonra arkadaşlarıyla küçük bir kasaba olan sutter lake'e tatile giden taylor, kasabadan öyle hoşlanır ki oraya (kısa süreliğine) yerleşmeye karar verir. onların varlığından minnettar olsa da arkadaşlarının ona acıyla ve kederle bakıp, davranmalarından sıkılan kadın sadece yalnız kalmak ister.
walker, ailesine ait olan arazideki yere taşınan bu kadına görür görmez çekilir fakat yıllardır süregelen bir acıyla boğuşan genç adam asla bir ciddi ilişki adımı atamaz.
ikili aralarındaki çekime karşı koymaya çalışıp başaramazken kasabada kadınları hedef alan bir seri katil dolanır ve kasabada polis olan walker'ın yıllar önce kaybettiği kız arkadaşı da aynı katilin kurbanlarından biridir.
yazar her şeyin dozunu öyle iyi ayarlayıp yazmış ki hem çiftin durumunu merak ve heyecan içinde okudum hem de katilden dolayı gerilimi yüksekten hissettim. benim severek kitaplarını okuyacağım yazarlardan oldu. kesinlikle öneririm.
keyifli okumalar
kadın olmanın, kadın olmaya çalışırken bile zor olduğu yıllarda adeta bir devrim yaratan elizabeth zott'ın hikayesi.
ataerkil bir düzeni içinde yaşayan ve çalışan kimyacı elizabeth zott, çalıştığı yerdeki mecburi olarak en sevilen erkek olan calvin ile evlilik dışı bir ilişki yaşamaktadır. ikilinin kendilerince kurdukları bu mutlu düzen calvin'in aniden ölmesi sonucu tepetaklak olur. başarılı olduğu işinden de kovulunca güç bela çalışmalarına evden devam etmek zorunda kalan elizabeth, calvin'e ait bir parçayı da taşımaktadır. bebeğini babası olmadan dahası evlenmeden dünyaya getiren genç kadın çağının tüm bağnazlıklarına kıvrak zekası ve becerisiyle direnir.
hiç ummadığı bir teklif alıp bir tv kanalında, kendine özgü bir tarzla yemek programı sunmaya başlayan elizabeth, bir anda ülkesindeki tüm kadınların hayatına dokunabilen bir fenomen haline gelir. inat edip doğrularından vazgeçmeyen genç kadın zor da olsa hayalindeki şeyleri gerçekleştirmeye kendini adar.
kitap yer yer ütopik diyaloglara ve olaylara sahip olsa da aslında hala günümüzde boğuştuğumuz şeylerin çoğuna değiniyor. anne, çalışan/çalışmayan,yaşlı ya da genç kısaca kadın olan insanların kendinden bir parça bulacağından eminim. kendine bile kendini ispatlamaya çalışan herkesin okurken hak vereceği bir kitap kesinlikle.
keyifli okumalar