...zımbırtıların tanrı sayıldığı
Bu budala dünyada konuşmaya devam ediyoruz,
Ondan, bundan, her şeyden ama yalnızlık baki,
Hayattayız ama yalnızız, aidiyetimiz ise -nereye sahi?-
Sürüklenen bir çalı topağı kadar bağımsız bir haldeyiz
Kadınlar böyledir işte, birinden hoşlanmaya başladılar mı, hemen dünyanın en sevimli insanı gibi sunarlar onu size. Kuşkusuz önce böyle olduğuna kendilerini inandırırlar.
Yanlış insanlarla dans ediyoruz, yanlış ritimlerde geziniyoruz hepimiz. Uyuşmayan hareketlerimiz çekiyor birbirimizi, kafamıza buyrukluğumuz veriyor cesareti. Mutlu oluruz sanıyoruz ama mutlulugumuzun katili oluyoruz aslında. Neden bize zarar veren birini çekiyoruz hayatımıza? Ritimlerimiz bile uyuşmuyorken hem de. Acıyı sevmiyoruz, kaçmaya çalışıyoruz ama kaçarken kucağına düşüyoruz acının. Bize zarar vermesine rağmen hayır diyemiyoruz, bahaneler üretiyoruz hatta daha çok acı çekmek için. Seviyoruz diyoruz mesela, aşığız diyoruz, o olmasa ben yaşayamam diyoruz, ne onsuz kalmayı göze alabiliyoruz ne de onunla mutlu olabiliyoruz. Sonra buna sevgi diyerek kirletiyoruz bu güzelim kelimeyi. Sevgi buymuş meğer diyoruz. sanki bunun suçlusu sevgiymiş gibi.