Jacks siyah bir elmayı avucunun içiyle masanın kenarında ileri geri yuvarladı. "Şimdi söyle bakalım, bir şey mi istemiştin? Yoksa sadece benden ilgi mi bekliyorsun?" Dudaklarında alaycı bir gülümseme belirirken gamzelerinden biri göründü.
Evangeline bunu hiç kaçırmamıştı. "Yanlış kıza soruyorsun, Jacks. O kızın aksine ben senin bir tanrı olmadığını biliyorum."
"Ama yine de kilisemde dua eden sendin."
Tik. Tak. Tik. Tak. Arabada saat yoktu ama Evangeline zamanın akıp gittiğini duyabiliyordu. Ya da belki Zaman, Jacks'le arkadaştı ve o da Evangeline'le dalga geçiyordu.
Annesiyse farklı düşünüyordu. Çoğu karakterin şimdilik mutlu olduğuna ama mutluluklarının sonsuza kadar sürmeyeceğine inanıyordu. Ardından da geleceklerini altüst edeceği kesin olan şeylere dikkat çekerdi: Kötü adamın hâlâ hayatta olan çırağı, yaptıklarından dolayı affedilmiş ama hâlâ oralarda bir yerlerde saldırmayı bekleyen kötü niyetli bir üvey kız kardeş. Gerçekleşmiş ancak bedeli ödenmemiş dilek, ekilmiş ancak henüz filizlenmemiş tohum.
Caraval'ı okurken Jacks'ten nefret etmesem bile hep Legend'ın tarafını tutup bir an önce Tella'yla mutlu sonlarına doğru koşmaya çalışmıştım ama onu bitirdikten ve bu kitabı da okuduktan sonra keşke Jacks'i daha iyi anlayabilseydik diye düşündüm ve hop taraf değiştirdim. Evangeline ile ne yaşanırsa yaşansın açıkçası aklım hep Tella'yla ikisinde kalmaya devam edecek.
Ayrıca Jacks'in iki öpücükle, dertleşme veya iyi niyetle vs aklındaki şeye ulaşma kararlılığının kırılmamasını seviyorum, çünkü o öyle biri değil. Yaptıysa yapmış yapmadıysa yapmamıştır. Sonuna kadar neyse odur ve bunu yazar çok iyi işlemiş. Tekrar aşık olabilir mi olsa buna aşk denebilir mi bilmiyorum ama umarım kendi olarak kalmaya devam eder böylece aklımda her zaman kendine özgü karakterlerden biri olarak yer edinecek.
Kırık Bir KalpStephanie Garber · Dex Kitap · 20221,283 okunma