11. yüzyılın ikinci yarısından itibaren görünür hale gelen avrupa’daki papalık ve Kutsal Roma Germen İmparatorluğu arasındaki iktidar mücadelesi, hayattaki tüm değişim-dönüşüme duyarlı olan dante’nin de doğal olarak ilgisini çekmiştir.
Dante, de Monarchia adlı eserinde, Roma halkının dünya üzerindeki evrensel hakimeyetinin haklı olduğunu çünkü doğanın şeyleri kapasitesine göre düzenlediğini belirtmiştir. Dolayısıylada roma halkının dünyayı yönetme görevine doğa tarafından atandığını ileri sürmüştür.
Dante siyasi düşüncelerini iler sürerken aristoteles’e gönderme yaparak, doğanın her zaman bir amaç doğrultusunda hareket ettiğini ve amacını farklı işlevleri yerine getirecek insanlar aracılığıyla gerçekleştirdiğini ileri sürer. Ayrıca yine aristoteles’e dayanarak bazı insanların yönetmek bazılarının ise yönetilmek ve hizmet etmek üzere doğduğunu iddia eder.
Roma İmparatorluğu’nun hakka dayandığına ilişkin en önemli argümanında dante bir uyarıda bulunur:
Danteye göre İsa’nın Roma İmparatorluğu topraklarında doğmuş olması, Roma’nın imparatorluk makamının hakka dayandığının uhrevi göstergesini oluşturmaktadır. Zira Dante’ye göre, Roma imparatorluğu bir hakka dayanmıyor idiyse, isa doğumuyla bir adaletsizliği onaylamış olacaktır ki böyle bir şeyin olması mümkün değildir çünkü tanrı hata yapmaz! aynı şekilde dante, ilk günahtan dolayı bütün insanlık adına İsa’nın cezalandırılmış olmasının ancak Roma İmparatorluğu’nun cezalandırma yetkisine sahip olması halinde mümkün olabileceğini ileri sürmüştür. İsa’nın vücudunda cezalandırılan tüm insanlık olduğuna göre, cezalandırma yetkisinin de tüm insanlık üzerindeki iktidara dayanması gerekir.
Görüldüğü üzere genellikle ilahi komedya adlı ölümsüz eseriyle bir şair olarak tanın Dante, siyaset felsefesi üzerine ileri sürdüğü