ne kadar acı çektiğimi söyleyememenin adaletsizliğiyle her gece ağlamıştım. o zamanlar ben de senin gibi tükenmiş bir halde kendimi sandalyeye bırakıp saatlerin akıp gitmesine izin verseydim ne olurdu diye düşünüyorum. belki de gözyaşlarım daha çabuk dinerdi. ben çok ağladım. ağlamak istediğinde ağlaman lazım. yüreğin ağlıyorsa, sen de ağlamalısın. böyle böyle yavaşça iyileşiyor insan.
irade veya tutku gibi kelimelerin ne anlama geldiğini irdelememeye karar vermişti çünkü güvenmesi gerekenin, benliğini yönlendirmek adına sürekli tekrar ettiği bu kelimeler değil, kendi sağduyusu olduğunu anlamıştı.