bir keresinde kaleminin sapını kemirdiğini gördüm, kırılana kadar çiğ çiğ çiğnedi onu, ağzından katır kutur sesler geliyordu, ağzındaki plastik parçalarını yere, masaya ve etrafındaki taslakların üzerine tükürdü, başı çatlayacak kadar ağrıyormuş da ölse daha iyiymiş gibi kafasını duvara vurmaya başladı. sonra kalbindeki tüm kanı dışarıya dökmek ister gibi göğsünü yumruklamaya başladı. gözyaşları üzüm taneleri gibi yüzünde asılı kaldı ama ilham ölü bir serçe gibiydi, ona doğru uçmadı.