HAPPY: "Tut ki sonunda alım-satım müdürü oldum? Kendisi iyi arkadaşımdır, daha yeni Long Island'da muhteşem bir çiftlik yaptı. Orada iki ay oturduktan sonra da satıverdi. Şimdi bir yenisini inşa ediyor. Bir kez bitirdikten sonra ise ondan zevk alamıyor. Biliyorum ki ben de onun gibi olurum. Ne için çalıştığımı bir türlü anlayamıyorum. Bazen evimde oturuyorum... tek başıma. Ödediğim kirayı düşünüyorum; çok aptalca... Ama, her zaman bunu arzu etmiştim. Kendime ait daire, bir araba ve bol bol kadın... Ama, Allah kahretsin, hâlâ yalnızım.
Biff karakteri, eski patronunun ofisinden dolma kalem çaldıktan sonra,
BIFF: "...göğe baktım. Bu dünyada hoşlandığım şeyleri gördüm. İşi, yemeyi, oturup bir sigara içmeyi... Sonra kaleme bakıp kendi kendime, bunu niye elimde tutuyorum diye söylendim. Niye olmak istemediğim şeyi olmak için çabalıyorum? O büroda ne işim var benim, neden kendimi küçültüyorum, aptal bir dilenci durumuna düşüyorum, oysa bütün yapmak istediğim dışarı çıkıp bir an evvel kim olduğumu dünyaya haykırmak! Bunu neden söyleyemiyorum, baba?"
Ernest Becker, Revolution in Psychiatry (Psikiyatrinin Dönüşümü) başlıklı kitabında depresyonu "bilişsel olarak engellenmiş seçenekler"e dayandırır. Bunun anlamı şudur: içimizde yargılayıcı bir diyalog sürüp gidiyorsa ihtiyaçlarımıza yabancılaşır dolayısıyla da bu ihtiyaçları karşılamak üzere harekete geçemeyiz. Depresyon kendi ihtiyaçlarını yabancılaşmış olmanın bir göstergesidir.
"Güç ceza amaçlı kullanıldığında özgüveni de azaltır. Eğer çocuklar utandırılmaktan ve alay edilmekten korktukları için dişlerini fırçalıyorlarsa ağız sağlıkları iyileşebilir ama özsaygılarında çürükler oluşur."
"Gücümüzü yaşama hizmet etmek için kullanmayı seçtiğimizi ve bunda da başarılı olduğumuzu fark etmek, bize kendimizi kutlamanın, başkalarından gelecek olan asla sunamayacağı, hakiki keyfini yaşatır."