Oturduğun yeri pak et, kazandığın lokmayı hak et. Asalet; duruluk ve doğruluktur. Şu alemin şartlarına ayak uydur ama kendin ol. Hani su, girdiği kabın şeklini alır ama özde aynı kalır ya. Bil ki Hak, güneşten daha zahirdir, hak çiğneme.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Henüz on dokuz yaşımdaydım ve onu kuzularını otlatırken görmüştüm. Bir hırsız gibi yanına yaklaşmış ve Ucasar'ı, Ucasar'da Emin Ağa'yı sormuştum. Ne olduğunu anlayamadım. Göz yumup açıncaya kadar boğazımda bir hançer hissettim. Kimdi bu kız, Melik Gazi'nin zaman aşımında unuttuğu bir cengâveri mi? Ne yapmıştı da gözümün önündeyken birdenbire sırtımdan kavrayıp boğazıma hançerini dayayıvermişti? Gerçekten kimdi bu kız? Bir kuzu çobanı mı, yoksa bir Selahaddin fedaisi mi? Gözleri bozkırın kuraklığını dindirecek kadar engin, saçları, her bir telinde bin umut örülmüş gibi zincir zincir. Ya has bahçede bir gül fidanı yahut toz boran içinde bir kardelen. Şaşırdım... Sarayından uzakta bir hazine görmüş kadar şaşırdım. Ama o böyle şaşkınlıklara alışık olmalıydı ki önce hançerini boynuma bastırdı, sonra yüzüme baktı. Bir daha baktı... Dudaklarında gizliden bir hicap çiçeklendi, hançerini sakladı telaş ile... Daha sonraki zamanlarda bu ilk karşılaşmayı sık sık hatırlayıp birbirimize güleceğimizi o anda ikimiz de bilmiyorduk.