moon

"... akıl, Allah'ın ilmine vakıf olduğu derecede lezzet devşirir. Kişinin bildikleri ne derece şerefli ve yüce ise aklı da o derece yüce ve şerefli bir meşgale edinmiş olacaktır. Eğer kişinin kalbinde Allah'ın ilmine dair şerefli ve yüce marifetler var ise o zaman kalp Allah'ı bulmuş olur ki gerçek bilmenin gayesi de budur. İmdi sormak lazımdır; acaba mevcudatı yoktan var eden, süsleyen, tedbir eden, tertip eden Allah'ı bilmekten daha şerefli, daha yüce bir ilim olabilir mi? Bu ilim kalbin tecellisi olan bir aklın eseridir ve Allah akıl olmadan bilinemez."
Sayfa 156
Reklam
Geçmişten günümüze ayna...
Bayezid Sultan'ın tavassutu ve hatta himayesini bile görerek devlet hayatına dahil olan bazı tarikat ve cemaatlerin menfaatleri ve devlet kademelerinde işgal ettikleri önemli mevkiler savaşı kızıştırdı. Sonuç benim bile ummadığım kadar verimli çıktı ve devlet kademelerindeki liyakat esasını bozdu. Artık işe ehil adamlar yerine mensubiyeti kuvvetli adamlar işbaşına getirilmeye başlandı ve devlete itaat etmesi gereken kişilerin şeyhe itaat etme eğilimi gemiyi delecek sivri çekici sallamaya başladı. Devletin din güvenliğini sağlaması gerekirken bu işi âdeta tarikat ve cemaatler üstlendi. Oysa üstat sık sık: "Bir ülkede işlerin, işi bilenler tarafından değil de belli himaye ve yakınlıklar üzerinden dağıtılmaya başlaması halinde bütün kurumların kısa sürede örseleneceğini, gevşeyip dikiş tutmaz hale gelivereceğini söyleyip dururdu."
Sayfa 160
Cemaatlerin de en az medrese kadar geniş kitleye sahip olması bu iki kurumda çıkacak fitnenin bütün toplumu etkileyeceğini gösteriyordu. Yönetme şehvetiyle kışkırtılacak ihtiras ve gururlar neticesinde oluşacak bir cemaat aidiyeti ve onunla zedelenecek bir liyakat müessesesi güçlü devletin rüzgârını kesecek ve bütün kurumlar fersûdeleşecekti.
Sayfa 38
Ona (Fatih Sultan Mehmet) göre cemaat veya tarikatların merkezî otoriteye müdahalesine asla müsamaha gösterilemezdi. Toplumsal hayatı düzenlemek devletin işiydi.
Sayfa 37
"Cahil veya körü körüne bir şeyhe bağlanmış insanları, üstadın ağzından şeyhlerini 'sorgulamaya' davet ettiğimde kargaşa çıkması kaçınılmazdı."
Sayfa 159