Selamlarrr! Bugün size korku, fantastik ve gerilim türlerinin karışımı olan bir kitapla geldim. Aslında türlerin karışımı bile uzun bir yorum olacağını ele veriyor. Mit ve efsanelerden gelen canavarları ve insanı geren bir mekanda, birden fazla karakterin bir gizemi ortaya çıkarmasını merak edenleri bu yoruma alabilirim. Açıkçası kitaba başlarken bu kadar soluksuz okuyacağımı ve seveceğimi tahmin etmemiştim. Yazarın kalemini ilk defa okuyorum. Öncelikle belirteceğim şey, kitap üçüncü kişi ağzından yazılmış ama bu beni kesinlikle rahatsız etmedi. Çünkü türlerin bulunduğu bir romanı okurken tek kişinin duygularına empoze olmak istemeyen biriyim. Zaten kitapta karakter çokluğu var ve ben hikayeyi hepsini anlayarak okumayı daha çok sevdim. Şu uyarıyı da yapayım, çoğu kişi bu anlatımda ana karakteri duygularının eksiye düştüğünü söyler ama bana kalırsa yazar bunu iyi ayarlamış. Yazarın dili akıcı, ilk başta her kitapta olduğu gibi kitaba alışma süreci geçiyor. Ama daha sonrasında mekan betimlemeleri, yaptığı psikolojik tahliller ile sizi hikayenin içinde tutuyor. Bunun yanında kitabın içeriğinde günlük okunduğu için geçmişe dönük yerler var ve bence yazar buraları oldukça iyi yazmış. Benim kurguda en sevdiğim yön karakterlerin dış görünüşlerine veya mükemmelliğine değil, olaylara önem verilmesi. Yazar hiçbir karakteri abartarak sunmamış, hatta tam tersi oldukça kusurlu ve bu kusurdan yola çıkan olaylara yer vermiş. Kitap çok kısa bir zaman dilimini ortaya koyuyor, örneğin olayların başlangıcı iki günde gerçekleşiyor ve karakterler iki günde toplanıyor, burası ilk başta bana bir eksiklik gibi gelse de olayları düşündüğümde -kitaptaki olaylar karakterlerin başına her gece geliyor- sıradan hayatı dışlayıp bu olaylara yoğunlaşmalarını gayet normal buldum. Olayların geçtiği