Korku filmleri izlemeyi çok severim. Okuma konusunda fazla etkilendiğim için listem pek kabarık olmasa da hatırı sayılır okumalarım yok değil. Bugün de sizlere güzel ve tadında bir korku kitabı önerisiyle geldim.
Büşra Şahin’in kaleminden çıkmış Göldeki Ev yazarın ilk basılı eseri olma özelliğini taşıyor olsa da yazıp bitirdiği ilk çalışması değil. Ben kendisini fantastik bir kurgusu aracılığıyla tanıdım ve hem akıcı üslubuyla hem de dengeli, sürekliliği dikkatle sağlanmış çalışmalarıyla hangi türde, ne yazarsa okurum dediğim yazarlar arasında hızla yerini aldı. Kendisini tebrik ediyor ve çalışmalarının devamını dört gözle bekliyorum.
Hikayemizin konusuna dönmem gerekirse, Göldeki Ev adından da tahmin edebileceğiniz gibi, kahramanımızın, Baria, hayatına yeni bir sayfa açmak için göl evleri olarak bilinen, göl manzaralı evlerden birisine taşınmasıyla başlıyor. Geçmişinden ağır izler taşıyan Baria’yı, evde bulduğu tuhaf soluk kırmızı bir tasmayı sahiplenen kedisi Foxi’yi, sağlam bir arkadaşlık bağıyla birbirlerinden ayrılmayan Kayla ve Rüya’yı yakından tanıyoruz. Elbette Deniz ve Rüya’nın eşi Ömer’de tablomuzun vazgeçilmez birer parçası oluyor. Kitabın kapağını kapattığınızda her bir karakterin ayrı ayrı içinizde yer ettiğini göreceksiniz.
Baria taşınır taşınmaz tuhaf davranışlar sergileyen kedisi Foxi, karanlıkta beliren biçimsiz şekiller ve elbette zamansız kesilen elektriklerle ara sıra gerilimin dozunu iliklerinizde hissedeceğiniz hikâyede bir yandan göl evlerinin sakinleriyle tanışıp, burada yolunda gitmeyen işlerin peşine düşerken diğer yandan Baria’nın geçmişi ve yaşadıklarını aralayacaksınız. Kötülüğün nasıl kendisine yer bulduğunu, sinsice izleyip yaşamlara sızdığına ilk elden şahitlik edeceksiniz. Sona ulaştığınızdaysa tüm parçalar yerine oturmuş,